(1086 S. K. m. 287)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı İstanbul Asliye 9.Ticaret Mahkemesince verilen 4.12.1997 tarih ve 894-1084 sayılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 17.11.1998 gününde davalı avukatı Ayla Doğan ile davacı avukatı Hamdi Yasaman gelip temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraf avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması duruşmadan sonraya bırakılmıştı. Bu kerre dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı banka ile 29.7.1992 tarihli Borsa Kredi Sözleşmesi imzalayarak bir milyar lira limitli kredi için ( 85.000.000 ) lira nominal değerindeki Good Year hisse senedini rehin alarak verdiğini, ancak, müvekkilinin sözleşmeye rağmen hiçbir kredili menkul kıymet işlemine tevessül etmediğini, ne var ki davalı bankaca 30.9.1992 tarihi itibariyle ( 1.239.449.692 ) lira borç bakiyesi gösteren hesap özeti gönderildiğini, bu miktarın izleyen kat tarihlerinde arttırıldığını, müvekkilinden habersizce yapılan usulsüz borsa işlemlerinin bağlayıcı olmadığını ileri sürerek, ( 660.937.500 ) lira nominal bedelli Good Year hisse senedinin aynen iadesini ve bu hisse senetlerine terettüp eden ( 580.500.000 ) lira kar payının, bu karların dağıtım tarihinden reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında, davaya konu hisse senetlerinin borsa kredi sözleşmesinin teminatı olarak bankaya rehinli olduğunu ve kredi borcuna mahsuben satıldığını, müvekkilince yapılan tüm işlemlerin sözleşmeye uygun olduğunu, sözleşmenin 13. maddesi uyarınca banka kayıt ve defterlerinin kesin delil oluşturduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, mübrez delillere, banka kayıtlarına ve bilirkişi raporlarına dayanılarak, davacının davalı bankaya tevdi ettiği ( 85.000.000 ) lira nominal değerdeki Good Year hisse senedinin 1992-1995 yılları arasındaki bedelli-bedelsiz sermaye artırımı sonucu ulaştığı sayının kredi tutarı mahsubundan sonra ( 580.500.000 ) lira nominal değerden ibaret ve istenebilecek kar payı tutarının da talepten fazla ( 592.675.000 ) lira olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile ( 580.500.000 ) lira nominal değerdeki Good Year hisse senedinin aynen iadesine ve ( 580.500.000 ) lira kar payının dava tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Davacı, davalı bankanın Menkul Kıymetler Merkezi ile 29.7.1992 tarihli borsa kredi sözleşmesi imzalayarak adına bir milyar liralık limit dahilinde borsa alım-satım işlemleri yapılmak üzere davalı ile borsa işlemi tesis etmiş ve bu sözleşmenin teminatı olarak da davalıya ( 85.000.000 ) lira nominal değerindeki Good Year hisse senedini tevdi etmiştir.
Davacı taraf, bu sözleşme çerçevesinde davalıya her hangi bir alım-satım emri verilmediğini, davalının yaptığı borsa alım satım işlemlerinin bir kısmının sözleşme kurulmadan önceki hukuki ilişkiye dayandığını, diğerlerinin ise tamamen fiklit işlemler olduğunu ileri sürmüştür. Gerçekten de davalının yaptığı işlemler büyük ölçüde Sermaye Piyasası Kanunu ile ilgili çıkartılan seri: V No: 6 sayılı Tebliğ'in 4. maddesince öngörülen koşulları ve unsurları içermemektedir. Böyle olmakla birlikte, bu işlemleri kapsayan üç aylık hesap özetlerinin davacıya tebliğ edilip edilmediği, edilmişse davacının bu işlemlere süresinde itirazda bulunup bulunmadığı araştırılmamış, davacının mevzuata aykırı dahi olsa lehine olan işlemlere ses çıkarmamış olması halinde sonradan işlemlerin şekil eksikliğine dayanarak hak talep etmesi varis ise bunca iyiniyet kurallarına uygunluğu değerlendirilmemiştir.
Sözleşmenin 13. maddesine göre, banka kayıtları ortaya çıkacak uyuşmazlıkların çözümünde kesin delil değeri taşır. Davalı bankaca ibraz edilen 20.12.1993 tarihli teslim tutanağında davacının potfföyündeki hisse senetlerinin bir milyon lira nominal değerdeki Good Year hisse senedi dışında kalan tamamının davacının umumi vekiline teslim edildiği yazılı olduğuna göre değinilen sözleşme maddesi ışığında bu belgenin değerlendirilmemesi isabetsiz bulunmuştur.
Böyle bir durumda mahkemece izlenmesi gereken yol, yeniden oluşturulacak uzman bilirkişi kurulundan değinilen tüm kusurları kapsayan inceleme yaptırılıp rapor alınarak, davacının talep edebileceği iadeye esas hisse senedi sayısı ve kar payı miktarının saptanarak oluşacak sonuca göre karar vermekten ibarettir. Eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, 30.000.000 lira duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17.11.1998 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy