(6762 S. K. m. 1342)
Taraflar arasındaki davadan dolayı Ankara Aliye 4.Ticaret Mahkemesince verilen 24.1.1996 tarih ve 386-5 sayılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 8.12.1998 gününde davacı avukatı K. Akalın gelip davalı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraf avukatı dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması duruşmadan sonraya bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin Türkiye'deki ithalatçı firma olan dava dışı V.... firmasına damızlık düve sattığını, ticari teamül, mevzuat zorunluluğu ve aradaki sözleşme gereği satışın CİF olup, ithalatçı firmanın, müvekkilince gönderilen fatura kapsamına göre ve müvekkili lehine canlı hayvanları sigorta ettirmekte olduğunu, bu şekildeki uygulamanın uzun zamandır sürdüğünü ve kısmi rizikoların sigortacı olan davalı şirketçe ödendiğini ancak, 5.5.1993 tarihinde 416 adet düvenin yüklendiği T
III adlı geminin varış limanı olan Tekirdağ'a gelmediğini, bu şekilde riskin gerçekleşmesine rağmen davalının 657.950 DM sigorta tazminatını ödemediğini, her ne kadar poliçelerde sigortalının ithalatçı firma V.... gösterilmiş ise de satış şekline göre sigortanın müvekkili lehine yapıldığını, davalının bildiğini ileri sürerek, bu meblağın libor faiz ile tahsilini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında da, V.... firmasınca verilen temliknameye de dayanmıştır.
Davalı vekili cevabında, poliçelerin V.... firması lehine düzenlenmiş olup, davacının dava hakkının olmadığını, satış şeklinin CIF olduğunun müvekkilince bilinmediğini, kaldı ki, davacı ile gemi donatanı arasındaki uyuşmazlıklar nedeni ile geminin Tekirdağ limanına uğramamış olup, bunun esasen davacı tarafından bilindiğini ve sigorta teminatında olmadığını, yargılama sırasında dayanılan temliknameye ise iddianın tevzii olduğu için muvaffak etmediklerini, yabancı para istenemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia ve savunmaya, toplanan delillere, bilirkişi raporuna nazaran, satış şeklinin CIF olup, malın ulaşıncaya kadar hasarlanması halinde sorumluluğun satıcıya ait olduğu bu itibarla satıcı olan davacının malı sigorta ettirmekte menfaati bulunduğu, her ne kadar poliçelerde lehtar olarak ithalatçı dava dışı V.... firması görülüyor ise de, uzun süredir bu satış şekline göre yapılan ithalatlara ilişkin sigorta işlemlerinin davalı tarafından yapılmış olup, hatta önceki bazı ithalatlar sırasındaki kısmi hasarların ödendiği ve poliçelerin davacı tarafından gönderilen faturaya istinaden düzenlendiğine göre davalının satış şeklini ve dolayısıyla sigortanın davacı menfaatine yapıldığını bilmesi gerektiği, TTK.nun 1342. maddesi hükmünün emredici olmadığı, bu durumda sigortanın başkanı hesabına sigorta olup, tacir ve sigortacı olan davalının bu hususu bilmesi gerektiği, üçüncü kişilerin haksız fiili nedeniyle doğan rizikoların teminat kapsamında olduğunu ve zarar tespitini belirleyen bilirkişi raporunun benimsendiği, ancak, poliçe primlerinin TL olarak ödenmiş ve teminatın TL olarak verilmiş olup, yabancı para istenemeyeceği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne 4.029.482.132 liranın 11.8.1993 temerrüt tarihinden yürütülecek %54,50 ve değişen oranlardaki reeskont faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve davacı taraf sigorta sözleşmesine dayanarak davalı sigortacıdan tazminat istediğine ve sigorta poliçesi primlerinin Türk lirası üzerinden tahsil edildiği gibi teminatın da Türk lirası üzerinden verilerek poliçenin düzenlenmiş olduğuna göre, davacının yabancı para üzerinden tazminat istemine ilişkin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2- Davalı vekilinin temyizine gelince, dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ayrıca davacı taraf tazminat alacağına ilişkin dava konusu poliçelerden doğan tüm hakları 23.7.1993 tarihli temlikname ile poliçede sigortalı gözüken V.... şirketinden temellük etmiş olmasına göre husumete yönelen temyiz itirazları yerinde olmadığı gibi, Poliçe Genel Şartlarının birinci maddesi uyarınca baratoryanın teminat kapsamında olduğunun ve rizikonun gerçekleşme şeklinin aynı genel şartların 4. maddesinde sayılan hallerden birisine girmediğinin anlaşılmasına göre davalı tarafın da yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 ve 2 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile kararın ONANMASINA, duruşmada vekil ile temsil olunan davacı yararına takdir olunan 30.000.000 lira vekillik ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 773.900 lira temyiz ilam harcından peşin harcın mahsubu ile temyiz eden davacıdan alınmasına, 146.000.000 lira temyiz ilam harcından peşin harcın mahsubu ile temyiz eden davalıdan alınmasına, 08.12.1998 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy