(6762 S. K. m. 540, 541)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı Kozan Asliye 1. Hukuk Mahkemesince verilen 11.3.1998 tarih ve 386-60 sayılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının müvekkili şirket aleyhine Kozan İcra Müdürlüğü'nün 1996/271 sayılı takip dosyasıyla icra takibi yaptığını, takibe konu senedin müvekkili şirketi temsile yetkili kişi tarafından imzalanmadığını davalıya herhangi şekilde borçlu olmadığını ileri sürerek borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının yaptığı inşaata inşaat malzemesi verdiklerini, bononun alınan mal karşılığında düzenlendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere dosya kapsamına ve bilirkişi raporuna göre, dava konusu senedin borçlusunun davacı şirket olduğu, ödemeemrine itiraz edilmediğinden, takibin kesinleştiği gerekçesiyle davanın reddine, %40 tazminatın davacıdan alınıp davalıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı şirket bir limited şirkettir. Limited şirketlerin idaresi ve temsili TTK.nun 540 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. TTK.nun 540. maddesi hükmüne göre "Aksi kararlaştırılmış olmadıkça, ortaklar hep birlikte müdür sıfatıyla şirket işlerini idareye ve şirketi temsile mezun ve mecburdurlar. Şirket mukavelesi ve umumi heyet kararı ile şirketin idare ve temsili ortaklardan bir veya birkaçına bırakılabilir" Keza aynı yasanın 541. maddesine göre de, "Şirket mukavelesi veya umumi heyet kararıyla şirketin idare ve temsili, ortak olmayan kimselere bırakılabileceği" hükme bağlanmıştır.
Somut olayda; davacı şirketin temsili konusunda sunulan imza sirkülerine göre, İ. D. ve F. D. şirketi temsile yetkili kılındıkları anlaşılmakta olup, davalı tarafça bunun aksi iddia ve ispat olunamamıştır. Takibe konu bononun K. D. tarafından düzenlenmiş olduğu ve bonoda şirket kaşesinin de bulunmadığı görülmektedir. Bu durumda, dava konusu senedin davacı şirketi temsile yetkili kişinin imza ve şirket kaşesini taşımadığından, davacı şirketin anılan senetten sorumlu olmayacağı gözetilmeden, yazılı gerekçelerle davanın reddi doğru değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12.11.1998 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy