(1163 S. K. m. 27)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı Kırıkkale Asliye 1.Hukuk Mahkemesince verilen 29.12.1997 tarih ve 130-803 sayılı hükmün temyizen tetkiki davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, müvekkillerinin murisi Mustafa'ya ait olan taşınmazın davalı kooperatif 1986 yılında 96.000.000 lira bedelli satıldığını, satım bedelinin 77.000.000 lirasının ödendiğini, bakiyesi için davalı aleyhine icra takibi yapıldığını, icra takibi ile istenen 19.000.000 liranın kooperatifçe ödenmeyip 1986 yılındaki kira daire bedeli üzerinden paranın tamamının ödenmesi koşuluyla müvekkillerin kardeşlerine 3 daire verileceğinin kabul edildiğini, bu şekilde müvekkil kardeşlerinden ayrı ayrı 7.000.000 liralık bono alınıp bedelinin tahsil edildiğini bilahare müvekkil kardeşlerinin kooperatif yönetim kurulunca verilmesi kararlaştırılan 3 daireyi aralarında yapılan miras taksimi ile noterde yapılan devir sözleşmesi uyarınca yine müvekkillerin kardeşleri Şerife Okatan, Hatice Tam ve Emine Aksu'ya devrettiklerini, Hatice Tam ile Emine Aksu'nun da 17.7.1991'de noter aracılığı ile dairelerinin müvekkili Hatice Boran ve Fidan Boran'a devrettiklerini, devir keyfiyetinin kooperatife bildirilmesinden sonra kooperatifçe müvekkillerin dairesi olmadığı gerekçesiyle talebin reddedildiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hak saklı kalmak kaydıyla 3 daire değeri 300.000.000 liranın davalıdan tahsilini alacağa en yüksek banka faizi yürütülmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, satım bedelinin bakiyesinin Mustafa Boran'ca tahsil edilip taşınmazlar üzerinden hacizin kaldırıldığını, daha sonra davacıların kardeşlerinin kooperatife müracaatla üye olmak istediklerini, kendilerine önceden belirlenen istedikleri daireleri vermek üzere üye yapıldıklarını, ancak parasal yükümlülüklerini yerine getirmemeleri nedeniyle kooperatiften ihraç edildikleri davacıların kooperatif üyesi olmadıkları ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara göre, davacıların kardeşleri Nazım, Ekrem ve Adem'in parasal yükümlülüklerine yerine getirmediklerinden kooperatifçe ihraçlarına karar verildiği ve kararın 26.9.1990 tarihinde tebliğ edildiği, noterde devir senedinin bu tarihten sonra düzenlendiği, kooperatifte ortaklık sıfatının kazanılmasının ortaklık mevkiinin tüm hak ve borçları ile devri ve bu konuda yönetim kurulunun kabul kararı ile olabileceği, böyle bir müracaatın ve kabul kararının bulunmadığı, devirlerin ihraç kararından sonra yapılmış olması nedeniyle de kooperatifi bağlayıcı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacıların dava dışı kardeşlerinden, davalı kooperatiften hisse devraldıkları iddiasıyla açılmış ve kooperatifçe yapılıp teslim edilmeyen konut bedellerinin tahsiline yönelik alacak davasıdır. Mahkemece, davacılara hisse devreden kardeşlerin kooperatiften ihraç edildikleri, ihraç edildikleri ihraç tarihinden sonra yapılan devirlerin kooperatifi bağlamayacağı gerekçesiyle dava reddedilmiştir. Dosya içindeki ihtarnamelere göre, kooperatif ortağı olan kardeşleri Ekrem Boran, Adem Boran ve Nazım Boran'ın parasal yükümlülüklerini yerine getirmedikleri gerekçesiyle 31.10.1990 tarihli yönetim kurulu kararı ile ihraç edilmişler ise de, anılan kararların devreden ortaklara tebliğ edildiği ve itiraz ve dava yoluna gidilmeksizin kesinleştiği yolunda tebliğ şerhlerine rastlanmamıştır. Kooperatifler Yasası 27. maddesi ve ana sözleşmenin 14. maddesi uyarınca yönetim kurulunca alınan ihraç kararlarının ortaklara tebliği ve tebliğ tarihinden itibaren 3 ay içinde genel kurula itiraz edilmediği veya mahkemede ihraç kararının iptali davası açılmadığı takdirde, kesinleşmez. Kesinleşmemiş ihraç kararına rağmen ortağın ortaklığı devam edeceğinden ortaklığın ve payın devri mümkündür. O halde mahkemece yapılacak iş, davacılara kooperatif hissesi devreden kardeşleri Ekrem, Adem ve Nazım hakkında alınan ihraç kararlarının kesinleşip kesinleşmediğinin araştırılması, kesinleştiğinin saptanması durumunda, devir tarihleri ihraç kararının kesinleştiği tarihten sonra ise bu devirlerin kooperatif açısından bağlayıcı olmadığından davanın reddine karar verilmesi aksi saptandığı takdirde davacıların talepleri değerlendirilerek sonucuna göre karar vermek gerekir iken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayanılarak hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 14.12.1998 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy