(6762 S. K. m. 23, 86)
Dava: Taraflar arasındaki davanın İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesince görülerek verilen 13.5.1997 tarih ve 11-406 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi V.Ç. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin uluslararası kargo taşımacılığı yaptığını ve davalıya ait emtiayı Ukrayna'ya taşıdığını ve navlun bedeli olarak keşide edilen faturanın itirazsız kesinleştiğini ve yapılan icra takibine davalının haksız itirazı ile takibin durdurulduğunu ileri sürerek, 6.915 USD.nin fiili ödeme günündeki döviz kuru üzerinden tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre, davacının, davalıdan taşıma bedeli alacağı olduğu konusunda uyuşmazlık bulunmadığı, uyuşmazlığın taşıma bedelinin ne miktarda olacağı konusunda olduğu, davalının defterleri üzerinde taşıma parasının gözükmediği, davacı yan alacağını Türk Lirasına çevirerek davalıya fatura ettiğinden, davacının bu miktarla bağlı olduğu ve artık TL dışında döviz cinsinden talepte bulunamayacağı gerekçesiyle 88.946.275 TLnin dava tarihinden itibaren % 57 reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazla istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasa hükümlerine uygun görülen kararların ONANMASINA, aşağıda yazılı fazla alınan 1.330.000 lira harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 8.2.1999 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Davacı, uluslararası taşımadan dolayı, navlun alacağı için yaptığı dövize dayalı takibe, davalının "borçlu değilim" şeklindeki itirazı üzerine itirazın iptali davası açmıştır.
Taşımadan sonra davalı davacıya çektiği telexde navlun borcunun dolar olarak ödeneceğini kabul etmiştir. Davacı davalıya yolladığı 24.12.1993 tarihli faturada alacağını TL olarak 88.946.275. TL olarak istemiş, ancak faturada asıl alacağın 6287 USD olduğunu o günkü Merkez Bankası'nın USD'ye uyguladığı kur çarpımı ile borcun 88.946.275 TL olduğunu açıklamıştır.
Davacı takip talebinide USD üzerinden yapmış, davalının "artık USD isteyemezsin" şeklinde bir itirazına ve yetkili mahkemede savunmasına da dosyada raslanmamıştır.
Davacı faturada alacağı o tarihdeki döviz karşılığı üzerinden hesap edilen TL karşılığının ödenmesini talep etmiş, ancak davalı bu borcu ödememiştir. Davalının o tarihteki döviz karşılığını talep etmesi BK.nun 83. maddesiyle getirilen seçimlik hakkını TL olarak kullandığı sonucuna varılamaz. Talep, dolar karşılığı TL dir. Bizatihi TL değildir. Davalı bu meblağı ödeseydi sorun kalmayacaktı.
Davacı bilinçli bir şekilde döviz alacağının fiilen ödenmesini istediği tarihteki TL karşılığını talep etmesi BK.nun 83'deki seçimlik yetkisini TL olarak kullandığı anlamı çıkartılamaz.
Seçimlik bir durum bahse konu olduğu durumlarda taraflardan birinin yapacağı seçim için kullandığı ibarelerin açık ve net bir şekilde iradesini belirtmesi gerekir. Beyan yoruma muhtaçsa, kuşkulu ve hele terditli ise seçimlik hakkın veya yetkinin kullanıldığı söylenemez. Keza Yargıtay terditli ve açık olmayan beyanlara dayalı feragat, sulh ve kabul beyanlarını çekişmeyi çözmeye yeterli saymamaktadır.
Borcun ödeneceğini düşünen alacaklının faturasında alacağını döviz olarak belirleyip faturayı tanzim tarihindeki Merkez Bankası döviz karşılığı olan TLyi belirtmesi BK. 83. anlamında fiili ödeme tarihindeki TL karşılığını talepten başka şekilde yorumlanamaz. Bu durum borcu ödemeyen kötüniyetli borçluya prim vermektir.
Bu nedenle çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy