(506 S. K. m. 20) (YHGK. 28.2.1996 T. 1995/21-1059 E. 1996/104 K.)
Dava: Taraflar arasındaki davanın Ankara Asliye 6. Ticaret Mahkemesi'nce görülerek verilen 4.11.1998 tarih ve 312-984 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi Y.A. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin 28.3.1994 tarihinde davalıya ait banliyo trenine binmek isterken trenin aniden hareket etmesi sonucu tren ile peron arasına düşerek iki bacağını kaybettiğini, davalının asli kusurlu olduğunu ileri sürerek, ilk ve birleştirilen davalarda toplam (6.371.259.748) lira kazanç kaybı, (6.125.075.270) lira bakım ücreti ve (150.000.000) lira manevi tazminatın olay tarihinden itibaren reeskont oranındaki faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında, idari yargının görevli olduğunu, olayda müvekkilinin kusursuz olduğunu savunarak davanın reddini stemiş; karşı davada ise kaza nedeniyle trenin (17) dakika tehir ettiğini ileri sürerek (1.224.000) lira tehir tazminatının karşı davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece asıl ve karşılık davaların kısmen kabulüne ilişkin verilen kararı davalı ve karşı davacı vekilinin temyizi üzerine dairemizin 1.12.1997 tarihli ilamı ile davalı yararına bozulmuş olup, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda toplanan kanıtlara bilirkişi raporuna dayanılarak asıl davanın kısmen kabulü ile toplam (4.279.936.368) lira kazanç kaybı, (3.973.159.551) lira bakım ücreti ve (150.000.000) lira manevi tazminatın olay tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, karşı davacı ise (1.224.000) lira üzerinden kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı (davalı ve karşı davacı) vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davacı taraf, 27.4.1994 tarihinde açılan ilk davada, 28.3.1994 günlü kaza sonrası oluşan işgöremezlik halinden dolayı (5.000.000) lira işgöremezlik tazminatı ve (1.000.000) lira yardımcı kişi (bakıcı) tazminatı talepetmiş; hesap bilirkişisinin %66.36 oranındaki çalışma gücü kaybı oranı esas alınarak yaptığı hesaplamaya ve bildirilen zarar tutarları gözetilerek 30.4.1997 tarihinde açılan ek davada ise (1.474.142.863) lira işgöremezlik tazminatı ve (1.737.494.483) lira bakıcı ücreti olmak üzere toplam (3.211.637.336) lira tazminat talep edilmiş, buna karşılık 28.5.1997 tarihli karar ile talep edilmiş, (1.379.142.863) lira işgöremezlik tazminatı ve (1.638.494.473) lira bakıcı ücreti olmak üzere toplam (3.017.637.336) lira maddi tazminat hüküm altına alınmış ve bu karar davalı vekilinin temyizi üzerine dairemizce, kusur oranının yeni bir bilirkişi kurulunca saptanması ve bakıcı ücretinin belirlenmesinde 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 20. maddesinde belirtilen ilkelerin gözetilmesi gerekleri yönünden bozulmuştur. Mahkemece, bozmaya uyularak kusur yönünden yeni bilirkişi incelemesi yaptırılmış ve bu orana göre hesap bilirkişisinden 1.7.1998 tarihli rapor alınmış, hesap bilirkişisi rapor tarihinde yürürlükte olan asgari ücret üzerinden (6.271.259.748) lira işgöremezlik ve (6.026.075.270) lira bakıcı tazminatı hesaplamış, davacı vekili de bildirilen bu artışlara dayanarak 25.6.1998 tarihinde ikinci ek davayı ikame etmiş ve bu dava birleştirilerek (4.279.936.368) lira işgöremezlik tazminatı ve (3.973.159.551) lira bakıcı ücretine hükmolunarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece verilen ve dairemizce bozulan ilk kararı davacı taraf temyiz etmediği gibi, hükme esas alınan hesap bilirkişi raporuna da itiraz etmemiştir. Her dava açıldığı tarihteki koşullara göre karara bağlanır. Cismani zararın hüküm tarihine en yakın tarih itibarıyla karara bağlanması gerektiği ilkesi, ayn davada asgari ücretin artması halinde bunun mahkemece dikkate alınacağı anlamındadır. Yoksa, kısmi ve ek davalar sonuçlanıp kesinleştikten sonra asgari ücretin her artışının nazara alınacağını, düşünmek, asgari ücretin her artışında sonu gelmeyen davaların açılmasına meydan verilmesine neden olacaktır. Fazlaya ilişkin hak saklı tutulmuş olsa bile, davalı yararına oluşan usuli kazanılmış hak nedeniyle artık üçncü bir davada (1998-690) dava konusu yapılamaz. Dairemizin uygulaması istikrarlı biçimde bu doğrultuda olduğu gibi, belirtilen bu ilke Hukuk Genel Kurulu'nun 28.2.1996 tarih ve 1995/21-1059 Esas, 1996/104 Karar sayılı kararı ile de benimsenmiş bulunmaktadır. Bu bakımdan, değinilen ilkeye aykırı olarak davalı yararına bozulan ilk kararda hüküm altına alınan tazminat tutarlarını aşacak biçimde biçimde hüküm kurularak usuli kazanılmış hakkın gözetilmemesi doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Öte yanda, mahkemece uygulamasına karar verilen dairemiz bozma ilamının 2. bendinde açıklanan esas ve kriterler dikkate alınmaksızın yardımcı kişi (bakıcı) ücreti hesaplattırılmadan, bu tazminat kaleminin karara bağlanmış olması da doğru bulunmadığından, kararın bu yönden dahi bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 23.3.1999 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy