(3093 S. K. m. 2, 4, 5) (6762 S. K. m. 12)
Dava: Taraflar arasındaki davanın Adana Asliye Ticaret Mahkemesince görülerek verilen 16.9.1999 tarih ve 1996/565-1998/999 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraflar vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava dosyası için Tetkik HakimiO. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, 3093 sayılı Türkiye Radyo Televizyon Gelirleri Yasasının 4/c maddesi gereğince davalının, tüketilen enerji miktarının birim bedel ile çarpımı sonucu bulunacak meblağın %3,5 oranındaki payı müvekkile ödemek zorunda olduğunu, davalının 1996 yılının 7 aylık dönemine isabet eden satış bedelinden müvekkil payına düşen miktarı ödemediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hak saklı kalmak kaydıyla şimdilik 120,000.000.000 TL'nin tahsilatın yapıldığı her ay için ayı takibeden aydan itibaren işletilecek reeskont oranı üzerinden faiz ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, 3093 sayılı Yasanın 4/c, 5/c ve 2/6 maddelerinin anayasaya aykırı olduğunu, istenen miktarın fahiş olup, hesaplanan net aktif enerji geliri üzerinden yapılması gerektiğini, fon payının 1999 yılı bütçe kanunu ile %1 olarak, 1991 yılı bütçe kanunu ile de % 2 olarak belirlendiğini bundan sonra oranın % 3.5'e çıkarılmasına ilişkin herhangi bir düzenleme yapılmadığını, talep edilen alacağın henüz muaccel olmadığını, zira 1996 yılı bilançosunun 1997 nisan ayı sonunda kesinleşeceğini, bu nedenle temerrüdün söz konusu olmadığını faiz istenemeyeceğini, ayrıca reeskont faizi isteminin de yersiz olduğunu ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Davalı vekili, 3093 sayılı Yasanın 4/c, 5/c ve 2/6 maddelerinin anayasaya aykırı olduğunu, istenen miktarın fahiş olup, hesaplanan net aktif enerji geliri üzerinden yapılması gerektiğini, fon payının 1990 yılı bütçe kanunu ile %1 olarak, 1991 yılı bütçe kanunu ile de %2 olarak belirlendiğini bundan sonra oranın %3.5'e çıkarılmasına ilişkin herhangi bir düzenleme yapılmadığını, talep edilen alacağın henüz muaccel olmadığını, zira 1996 yılı bilançosunun 1997 nisan ayı sonunda kesinleşeceğini, bu nedenle temerrüdün söz konusu olmadığını faiz istenemeyeceğini, ayrıca reeskont faizi isteminin de yersiz olduğunu ileri sürerek dvanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, hakkı payının aktif enerji satış tutarı üzerinden hesaplanması gerektiği bu şekilde davacının 1996 yılı ilk 7 aylık katkı payı tutarının % 3,5 oranı üzerinden 244.109.649.358 TL olduğu, davacının tacir olmaması nedeniyle yasal faiz istenebileceği, davalının ihtarname ile 29.8.1996 tarihinde temerrüde düşürüldüğü gerekçesiyle, fazlaya ilişkin hak saklı kalmak kaydıyla 120.000.000.000 TL.nin 29.8.1996 temerrüt tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak; 3093 sayılı Türkiye Radyo ve Televizyon Gelirleri Yasasının 4/c maddesi gereğince elektrik satışlarından TRT Kurumuna ödenmesi gereken %3,5 oranındaki paya esas matrahın ne olacağı ve ödeme zamanı aynı yasanın 5/c maddesinde gösterilmiş olup, elektrik satış bedellerinin tüketiciden tahsil edilen miktarı esas alınarak, bu miktar üzerinden kurum payının tahsilatı takip eden ay içerisinde TRT kurumu hesabına intikal ettirilmesi gerekmektedir. Daha açık bir anlatımla, yıl içinde fiilen yapılan tahsilatlar, tahsilatın yapıldığı ay için TRT kurumu payına esas matrahı oluşturacak ve bu matrah üzerinden hesaplanan kurum payı tahsilatı takip eden ay içinde kuruma ödenmesi gerekecektir. O ilk 7 ayına ait kurum payının, anılan aylık itibarıyla davalının gerçek tahsilatları üzerinden hesaplanıp sonucuna göre karar üzerinden hesaplama yapılarak kurum alacağının tespiti doğru görülmemiş, bu yöne ilişen taraf vekillerinin temyiz istemlerinin kabulü ile hükmün taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
3- Öte yandan, davacı kurum vekili, müvekkilin katkı payı alacağını, davalıya tarafın paptığı tahsilatlar için tahsilatın yapıldığı her ayı takibeden aydan itibaren faiz yürütülmesini istemiş olup, istem 3093 sayılı yasanın 5/c maddesine uygun bulunmasına göre, her aya ilişkin davacı alacağına, takibeden aydan itibaren faiz yürütülmesine karar vermek gerekir iken, yazılı şekilde dava tarihinden itibaren faiz uygulanmasına karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de davacı yararına bozulması gerekmiştir.
4- Davacı TRT Kurumu Genel Müdürlüğü Kuruluş Kanunu'na göre bir KİT olarak kurulduğu, TTK.nun 12/5 maddesinde sayılan faaliyetlerden olan yayıncılık faaliyetinde bulunduğu ve Ankara Ticaret Siciline "Türkiye Radyo Televizyon Kurumu" ticari ünvanlı olarak 33/52 nolu kayıtlı tacir olduğu, ibraz edilen belge ve kayıtlardan anlaşılmış olmasına göre: 3093 sayılı Yasanın 5/a maddesi ve 3095 sayılı Yasanın 2/3 maddesi uyarınca, davacının alacağına T.C.Merkez Bankasının kısa vadeli krediler için karar vermek gerekir iken, yazılı şekilde yasal faize hükmedilmiş olması da doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle dahi davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1. nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2.nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün taraflar yararına 3 ve 4. nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harçların istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 14.6.1999 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy