(2918 S. K. m. 94, 95)
Dava: Taraflar arasındaki davanın Fatih 4. Sulh Hukuk Mahkemesince görülerek verilen 8.12.1998 tarih ve 1997/988-1998/1087 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi H. Ulus tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalıya ait ve müvekkiline trafik poliçesi ile sigortalı aracın neden olduğu trafik kazasında üçüncü şahıs aracında meydana gelen hasar bedelinin müvekkili tarafından ödendiğini ve genel şartların 4/a maddesinden doğan rücu haklarının bulunduğunu ileri sürerek, 50.000.000.- TL. sının faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı, aracı 23.5.1996 tarihinde sattığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre, noterden araç satışının mülkiyeti geçirdiği ve davalının olay nedeniyle sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı sigorta, zorunlu mecburi mesuliyet sigortalısı aleyhine açtığı rücu davasında sigorta genel şartlarını 4/a maddesine dayanmış ve sigortalısının % 100 kusurlu olması ve kastı hareketle kazaya neden olması sebebiyle 3. şahsa ödediği tazminatın ödenmesini dava etmiştir.
Davalı tazminata neden olan olayın 18.3.1997 günü meydana geldiğini, oysa aracı noter kanalı ile 23.5.1986 günü dava dışı üçüncü şahsa sattığını savunmuş, mahkemece de dava bu nedenle reddolunmuştur.
Karayolları Trafik Kanununun 94. ve zorunlu trafik sigortası poliçesi genel şartlarının 9 ncu maddesine göre araç işleteninin değişmesi halinde sadece sigortacıya fesih hakkı tanınmıştır. Dava konusu olayda davacı sigorta şirketi devir işleminin kendisine bildirilmemiş olmasını bir fesih sebebi olarak ileri sürmeyip, zarar gören 3. kişiye ödemede bulunduğuna göre, aslında bu davranış devir alan işleten ve zarar gören kişilerin hukuki yararlarını gerektirdiğinden, mahkemece devir işlemi ile sigorta ilişkisini sona erdiğine, bu nedenle üçüncü kişiye yapılan ödemenin geçerli olmayıp, davacının da aynı nedenle halefiyet hakkına sahip olmayacağı hakkındaki kabul şekli hem yasa hükümlerine, hem sözleşme ilişkisine, hem de zorunlu trafik sigortasının konuluş amacına ters düşer.
Bu durumda mahkemece K.T.K.nun 95/2. maddesi uyarınca işin esasına girilmesi ve sigorta genel şartlarının 4/a maddesini irdelenmesinde bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Ancak, davalının kırmızı ışığa riayet etmeden geçmesi ve bu sebeple tamamen kusurlu olması halinin, Dairemizin yerleşen uygulamasına göre, davalının kasden veya kaste yakın bir şekilde sebebiyet verdiğinin kabulünün mümkün olmaması sebebiyle, davanın bu nedenle reddi gerekeceğinden, sonucu itibariyle doğru olan hükmün gerekçesini değiştirilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün yukarıda açıklanan gerekçelerle ONANMASINA, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy