(818 S. K. m. 43) (2918 S. K. m. 92) (6762 S. K. m. 1, 1335)
Dava: Taraflar arasındaki davanın Şanlıurfa 2. Asliye Hukuk Mahkemesince görülerek verilen 21.10.1998 tarih ve 1996/290 - 1998/630 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar İsviçre Sigorta A.Ş. ve ROCHE A.Ş. vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla bazı noksanlıkların giderilmesi için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosya gelmekle dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkillerinden A. ve K.'ın müşterek çocukları, diğer davacı A.'nin kardeşi H.D.Y.'ün, davalılardan Roche müstahzarları A.Ş.'ne ait olup, diğer davalı İ.'in sevk ve idaresi altındaki araçta bulunduğu esnada geçirilen trafik kazası neticesinde vefat ettiğini ileri sürerek, müvekkilleri A. ve K. için ayrı ayrı (700.000.000,-) ar lira maddi, (300.000.000,-) ar lira manevi kardeş Ali için (200.000.000,-) lira maddi ve (200.000.000,-) lira manevi tazminatın davalılardan yasal faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı İsviçre Sigorta A.Ş. vekili davaya cevabında, müvekkilinin poliçe teminatıyla sınırlı sorumluluğunun sözkonusu olup, müteveffanın hatır taşıması esnasında vefat ettiğinin anlaşılması halinde müvekkili yönünden davanın reddinin gerekeceği, manevi tazminat taleplerinden sorumluluklarının bulunmadığını, davanın reddini savunmuştur.
Davalı Roche Müstahzarları A.Ş. vekili, müteveffanın emniyet kemeri takmaması nedeniyle kusurlu olduğunu, olayda hatır taşıması sözkonusu olup, bunun tazminattan indirim nedeni teşkil ettiğini, davanın reddini savunmuştur.
Davalı İ. A. vekili, müteveffanın davacıların desteği olduğundan sözedilemeyeceğini, ölenin ivazsız taşınması nedeniyle B.K.nun 43. maddesinin uygulanması gerektiğini, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna nazaran, kazanın oluşumunda davalı sürücü İbrahim'in 8/8 oranında kusurlu olduğu gerekçesiyle, davacılar anne ve baba için ayrı ayrı (345.900.600,-) lira, kardeş Ali için (172.950.300,-) lira destekten yoksun kalma tazminatı ile her bir davacı için ayrı ayrı (100.000.000,-) ar lir manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Karar, davalılardan Roche A.Ş. ile İsviçre A.Ş. vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde Usul ve Yasa'ya aykırı bir yön bulunmamasına göre mümeyyiz davalılar vekillerinin şağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Mümeyyiz davalılar vekilleri davacıların murisinin hatır için taşındığı savunmasında bulunmuşlardır. Trafik hukukuna ilişkin öğretide bu konuda bir kavram birliği olmadığı gözlemlenmekte, ancak "Hatır için ücretsiz taşıma" ve "aracı hatır için ücretsiz kullandırma" tamlamalarının benimsendiği görülmektedir. Hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığı cihetle, bu gibi taşımalarda B.K.nun 43. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Bu itibarla, bu savunma üzerinde durularak, mahkemece taşımanın hatır için olup olmadığı, tarafların yakınlığı, varsa hatır için taşımanın kimin arzusu ve ne amaçla yapıldığı yani olayın özel şartları göz önüne alınmadan, araştırılmadan ve tartışılmadan olay sanki bir ücret karşılığı taşıma imiş gibi karar tesisi Usul ve Yasa'ya aykırı görülmüştür. Hakim, tazminattan mutlaka indirme yapma zorunda değilse de bunun dahi gerekçesini kararında tartışması ve nedenlerini göstermesi gerekir. Mahkemece bu husus gözardı edilerek yetersiz gerekçesiyle yazılı olduğu şekilde karar tesisi doğru görülmemiş ve kararın açıklanan nedenle temyiz eden davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
3- Kaldı ki, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 92. maddesinin (f) bendi ile Zorunlu Trafik Poliçesi Genel Şartları'nın 3. maddesinin (e) bendi uyarınca manevi zararların bu tür sigorta teminatının dışında olduğu gözetilmeden yazılı olduğu şekilde sigorta şirketi hakkında manevi tazminata ilişkin hüküm kurulması da doğru olmamıştır.
4- Öte yandan, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun azami poliçe teminatıyla sınırlı olmasına karşın hüküm altına alınan tazminatın tamamından diğer davalılarla birlikte sorumlu tutulmasıda yanlış olmuştur.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle mümeyyiz davalılar vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın temyiz eden davalılar, 3 ve 4 nolu bentlerde yazılan nedenlerle davalı sigorta yararına BOZULMASINA, 31.05.1999 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy