(6762 S. K. m. 70, 71)
Taraflar arasındaki davanın Çanakkale Asliye Hukuk Mahkemesince görülerek verilen 29.6.1998 tarih ve 1996/446- 1998/743 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi Ali Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkil şirketin davalı ile birlikte 3 ortaklı olduğunu, ortakların daha önce ayrı ayrı zirai ilaç pazarlaması yaparken birleşip şirketi kurduklarını, ancak davalının şirketten 630.000.000 lira avans çekerek ağustos 1995 yılından itibaren şirkete uğramadığını ve kendi adına aynı işle iştigal eden işyeri açtığını, eylemin haksız rekabet oluşturduğunu, diğer ortakların katılımı ile davalının şirketten ihraç edildiğini ileri sürerek, davalının şirketten çıkarılmasına payının diğer ortaklara eşit olarak devrine, 630.000.000 liranın faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, müvekkilin eşinin zirai ilaç alet ve makine bayisi olarak 18.4.1989'dan beri faaliyette bulunduğunu, kendisinin şirketle haksız rekabetinin söz konusu olmadığını, şirketten para almadığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davalının davacı şirketten 603.000.000 lira aldığı, davacı şirket yönetimince davalının ortaklıktan çıkarılmasına ilişkin bir karar alınmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 603.000.000 liranın dava tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, diğer istemlerin reddine karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine,
2- Davacı LTd.Şti.ne ait yevmiye defteri ve defteri kebir'in mevcut olduğu anlaşılmaktadır. Yasal uygulamaya göre yevmiye defterinin açılış ve kapanış onayı, defteri kebirin açılış onayının yasal zorunluluk bulunduğu, kapanış onayına gerek bulunmadığı anlaşılmaktadır. Defterlerin TTK 70 vd.maddeleri uyarınca usulüne uygun onaylarının yapılması ve birbirlerini teyit etmesi yanında deftere kayıtlı alacak ve giderlerin de müstenidatlarının defterdeki kaydı teyide etmesi gerekmektedir. Bilirkişi incelemesi hükme yeterli görülmemiştir. O halde mahkemece yazılı ilkeler doğrultusunda uzman bilirkişi alınarak gerekli araştırma ve inceleme yapılarak hasıl olacak sonuca göre bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayanılarak karar verilmesi doğru görülmemiş hükmün bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.09.1999 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy