(2004 S. K. m. 15) (492 S. K. m. 28)
Dava: Taraflar arasındaki Ankara 27. Asliye Hukuk Mahkemesince görülerek verilen 20.10.1998 tarih ve 1998/252-1998/637 sayılı kararın Yargıtay incelemesi duruşmalı olarak davacılardan Ziraat Bankası vekili ile davalı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için belirlenen 15.6.1999 günde davacılar avukatları C ile M ve M ile davalı avukatı A. gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi H tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, davalı yanın 1990 yılı itibariyle müvekkili bankalarca kullandırılan 100 milyon dolar sendikasyon kredisinin ödenmeyen kısım için Ankara 27 İcra Md. 1996/1909 E. sayılı dosyası ile takip yapıldığını takibin kesinleştiğini, borçlu davalının mallarına ve banka hesaplarına haciz konulduğunu daha sonra taraflar arasında 14.6.1996 tarihli protokol yapıldığını, borcun tamamının protokolde belirlendiğini ve haricen ödemeye başlanıldığını ancak ilk taksit ödemesi olan 2.264.936 dolarının o günkü kur üzerinden karşılığı 184.891.255.552 TL'nin taksit tutarına isabet eden 4.437.390.000 TL tahsil harcının davalıya bildirilmesine rağmen ödemediğini, icra müdürlüğünün müvekkili Ziraat Bankasından istediğini işlemin iptali için icra tetkik merciine başvurulduğunu icra tetkik merciinin şikayeti red ettiğini, ayrıca vergi dairesine açılan davanın da redle sonuçlandığını, 4.437.390.000 TL yi faiz ve gecikme cezası ile birlikte toplam 15.530.865.000 TL olarak ödediklerini İİK.nun 15. maddesine göre tahsil harcının borçlunun ödemesi gerektiğini ileri sürerek 15.600.236.657 TL'nin ödeme tarihi olan 12.3.1998 tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili cevabında, Ziraat Bankası Yenişehir şubesinin dava açma ehliyetinin bulunmadığını bu nedenle dava ehliyetlerinin bulunmadığını kesinleşmiş yargı kararları bulunduğunu protokole tam anlamı ile riayet edildiğini, icra müdürlüğünün yaptığı bir iş varmış gibi veya ondan bir istemde bulunulacakmış gibi harici ödemeyi icraya bildirildiği ve harcın tahakkukuna davacının sebebiyet verdiğini, reeskont faiz istenemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddiaya, savunmaya, toplanan delillere göre, İİK.nun 15. maddesine göre harç ve masrafların borçlu tarafından karşılanması gerekir. Borcun ilk taksidinin anlaşma çerçevesinde dosya harici alacaklıya ödenmesi, borçluyu bu borca ödemekten beri kılmaz. Davacı yanca ilk taksidin alınmış olmasına rağmen kesinleşen ilam muvalekesinde Maliyeye yatırmaması ve bir takım yargı yoluna hak arama cümlesi içerisinde gitmesi ve sonuç zararın artmasına kendi kusuru ile sebebiyet verildiği hususu gözetilerek davalının sadece tahsil harcının aslı olan 4.437.390.000 TL den sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 4.437.390.000 TL'nin 12.3.1998 tarihinden itibaren %80 ve değişen oranlarda reeskont faizi ile davalıdan tahsiline fazla istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılardan Ziraat Bankası vekili ve davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davacı tarafın temyizine gelince; öncelikle tahsil harcının niteliği üzerinde durulması gerekir. Tahsil harcı; bilindiği üzere icra takibinin sonucunda, Devlet'in icra takibinin başarı ile sonuçlandırılmış olması sebebiyle, konusu para ile icra takiplerinde kanunda belirtilen oranlara göre alınan bir bedeldir.
Tahsil harcı, alacağın ödenmesi sırasında, ödeme yapılmayan hallerde harç alacağının doğması tarihinden itibaren 15 günde ödenir. (Harçlar Kanunu md. 28/b) Tahsil harcı, alacaklının yaptığı tahsilata bağlı olarak ödenecek bir harçtır. Bu nedenle alacağın icra dairesi dışında ödenmesi halinde dahi bu tahsil işlemi dosyaya aksettirilmek kapatılmış ise yine bu harcın Devlet'e ödenmesi gerekir.
İİK.nun 15. maddesine göre "icra ve iflas harçlarını kanun tayin eder. Kanunda hilafı yazılı değilse, bütün harç ve masraflar borçluya ait olup, neticede ayrıca hüküm de takibe hacet kalmaksızın tahsil olunur" hükmünü amirdir. Dava konusu olayda İcra Müdürlüğü'nün 26.6.1996 tarihli kararından tahsil harcının kimden tahsil edileceği gösterilmeden karar verilmiş olup, davacıdan tahsili için yazı yazılmıştır. İcra Müdürlüğü'nün bu işlemin iptali için davacı İcra Tetkik Merciine şikayet yolu ile başvurmuş ancak şikayeti icra tetkik mercii'nce red edilmiş ve bu karar kanun yollarından geçerek onanmıştır. İcra Tetkik Mercii'nin bu kararından sonra davacı alacaklı, davalı borçluya noter kanalı ile gönderdiği 25.12.1996 tarihli ihtarnamede tahsil harcının ödenmesini istemiş olup, davalı bu ödemeyi yapmamıştır. Vergi Dairesince tahsil harcının yatırılması için davacıya ödeme emri tebliğ edilmiş, davacı bu ödeme emrinin iptali için Vergi Mahkemesi'ne iptal davası açmış bu davada mevzuata aykırılık teşkil etmediği gerekçesiyle red edilmiş ise de, kararın gerekçesinde tahsil harcının borçludan tahsil edilip, davacıya verileceği vurgulanmıştır.
Kaldı ki, davalı borçlu tarafından davacıya verilen 14.6.1996 tarihli icra taahhüdünde de taksitlerden herhangi birinin ödenmemesi halinde mevcut icra takiplerine kaldığı yerden devam edilebileceği ve taksitlendirme süresi içinde doğabilecek her türlü fer'i giderleri ödeyeceklerini kabul ve taahhüt etmiştir.
Yukarıda açıklandığı gibi, tahsil harcının İİK.nun 15. maddesine göre, borçlu tarafından yatırılması gerektiğinden, davacının yasal yollardan hakkını araması onun kusurlu olduğunu göstermez. Bu durumda davalı borçlu tahsil harcının aslı ile birlikte fer'ilerinden de sorumludur. Bu durum karşısında davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte yazılı nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, 65.000.000 lira duruma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 159.746.040- lira temyiz ilam harcından peşin harcın mahsubu ile temyiz eden davalıdan alınmasına, 17.6.1999 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy