(1163 S. K. m. 14/son)
Taraflar arasındaki davanın Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesince görülerek verilen 25/03/1999 tarih ve 1999/116-1999/133 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi Ahmet S. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatif ortağı olan Aslan Z.'ya ait payı kooperatif ortaklığı devir senedi ile satın aldığını, kooperatif yönetimine üyeliğinin kabulünün sağlanması amacıyla yaptığı başvurunun reddedildiğini oysa müvekkilin ana sözleşmesinin ortaklık şartlarını tayin eden 10. maddesindeki koşullara haiz olduğunu ileri sürerek, müvekkilinin davalı ortağı olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının önceden de ortak olduğunu ancak vecibelerini yerine getiremediğinden üyelikten çıkartıldığını, bundan sonra başka bir ortağın payını devralmak suretiyle kooperatif üyelik başvurusunun yönetimce uygun görülmediğini, kaldı ki davacının yönetim kurulu kararına karşı genel kurula itirazda bulunmadığını davanın reddinin savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki kanıtlara nazaran, davacının yönetim kuruluna yapmış olduğu başvurunun reddi üzerine genel kurula başvurmadan doğrudan, doğruya dava açamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
3476 sayılı yasa ile değişik 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 14/3. maddesine göre, kooperatif ortaklığı devir edilebilir. Bu devir üzerine, kooperatif yönetim kurulu, üyeliği devir alan kişinin, ortaklık niteliklerini taşıması halinde bu kişiyi ortaklığa kabul eder. Mahkemece, davacının yönetim kurulunun bu hususta vermiş olduğu red kararına karşı, genel kurul nezdinde itiraz hakkını kullanmaksızın böyle bir dava açılamayacağından bahisle davanın reddine karar verilmiş ise de, davacı henüz ortaklık sıfatını kazanamadığından genel kurul nezdinde bir itiraz hakkının varlığından söz edilemez. Bu durumda mahkemece ana sözleşmenin dosyaya celbi ile ana sözleşmenin ilgili hükmünün ve 1163 sayılı Yasa'nın 14/son maddesinin birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şeklide karar tesisi doğru olmamış ve kararın açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18/10/1999 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy