(2004 S. K. m. 72)
Dava: Taraflar arasındaki davanın Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesince görülerek verilen 28.4.1999 tarih ve 1998/591-1999/171 sayılı kararınca incelenmesi duruşmalı olarak davacı Ö. ... vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için belirlenen 25.1.2000 günde davacı ve muk. davalı avukatı Ünal ... ile davalı muk davacı avukatı Ender ... gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, asıl davada, müvekkillerinin ortak ve yönetim kurulu üyesi olduğu davalı şirketin yönetim kurulu toplantılarının anasözleşmede öngörülen sıklıkta yapılmadığını, müvekkillerinin yönetim kurulu toplantılara iştirak ettirilmediğini, şirketin ticari faaliyetinin ve karının gizlendiğini, ilan edilen 25.5.1998 tarihli genel kurul toplantısında yönetim kurulu üyelerinin sayısının 6dan 4e düşürülmesi konusunun gündeme alındığını, müvekkillerinin şirketten dışlanmak istendiğini ileri sürerek şirketin aktif ve pasifinin tespitine ve bu süreçte kayyım atanmasına şirketin münfesih olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili davacının iddialarının doğru olmadığını, taleplerin yasal dayanağının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davacılar vekili birleştirilen 1998/717 E. Sayılı davada, davalı şirketin 25.5.1998 tarihli genel kurul toplantısında gündemin 4/2 maddesi ile alınan kar dağıtılmamasına ilişkin kararın ve gündem 10.maddede, müvekkillerinden H. ...'in şirketteki payını diğer davacı müvekkiline devrine ilişkin konunun gündeme alınması isteğinin reddi kararının yasa ve anasözleşmeye aykırı olduğunu ileri sürerek bu kararların iptaline, müvekkillerinin davalı şirkete borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir. Karşılık davasında da müvekkili şirketin karşılık davalı Ö.H. ...na verilen borç/avans nedeniyle 162.024,31 USD. Alacaklı olduğunu ileri sürerek bu meblağın döviz faizi ile birlikte karşılık davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davalı şirketin genel kurulca seçilmiş yönetim kurulunun halen görevde olduğunu, şirketin organsız kaldığından söz edilemeyeceğinden kayyım atanmasına gerek bulunmadığı, şirketin bilançosunda kar gösterildiği halde ve anonim şirketlerde birinci temettünün dağıtılması zorunlu olduğu halde genel kurulda kar dağıtılmaması yönünde alınan kararın yasa, anasözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğundan davacıların bu yöne ilişen taleplerinin haklı olduğu, bilirkişi incelemesinde davacı-karşılık davalı Ö. H. ...nun karşılık davacı şirkete 162.024,31 ABD. doları borçlu olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleştirilen davada 25.5.1998 tarihli genel kurul toplantısında kar dağıtılmaması yönünde alınan kararın iptaline, davacı yanın diğer istemlerinin reddine, karşılık davanın kabulü ile 162.024,31 doların davalı Ö.H. tahsili ile şirkete ödenmesine karar verilmiştir.
Kararı, davacı Ö. H. ... vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve bilgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve çağrıda usulsüzlük olduğu bir an için kabul edilse bile genel kurul toplantısında tüm ortakların iştiraki ile yapıldığı anlaşılmasına göre bu nedenle çağrıdaki usulsüzlüğe dayanılarak genel kurul kararının iptali istenemeyeceği, gündeme alınmama kararından sonra davacının alına bu karara karşı muhalefet şerhinin tutanağa açıkça geçirtmediği ve kaldı ki olumsuz nitelikteki bir kararın iptali sonucu itibariyle yeni bir genel kurul toplantısı yapılmadan sonuç doğurması mümkün olmamasına ve nihayet davacıya ödenen paraların döviz ve döviz bazında TL. alarak ödenmiş olması karşısında kurulan hükmün de talep gereğince aynı nitelikte bulunmasının doğal olmasına göre davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı Ö.H. ... vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, 65.000.000 lira duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 286.615.700 lira temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 27.01.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy