(818 S. K. m. 101, 103) (6762 S. K. m. 9) (3095 S. K. m. 1, 2)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Adana Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 4.10.2000 tarih ve 1999/238-2000/647 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalıya kasko poliçesi ile sigorta ettirdiği aracının bir kazada hasar görmesi üzerine tebliğ edilen ihtara rağmen davalının ödeme yapmadığını ileri sürerek; 1.200.000.000 lira hasar bedelinin ticari reeskont faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının poliçeye ait hiçbir prim ödemesinde bulunmadığını, poliçe metninde azami %10 faiz istenebileceğinin yazılı olduğunu, dolayısıyla reeskont faizi istenemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda prim peşinatının olaydan önce acentaya yatırıldığı, ekspertiz raporunda belirlenen 940.000.000 lira hasar miktarının davacı tarafça kabul edildiği gerekçeleriyle, reeskont oranında temerrüt faizi ile birlikte kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Mahkemece, davalının poliçede azami %10 oranında temerrüt faiz istenebileceğine ilişkin savunması gerekçede tartışılmadan reeskont oranında faize hükmedilmiştir.
B.K.nun 103/1. maddesinde adi işlere ilişkin temerrüt faizi ile T.T.K.nun da ticari işler bakımından belirlenen ticari temerrüt faiz oranları 3095 sayılı yasanın 1. ve 2. maddeleri ile daha yüksek oranlara çıkarılmıştır. 3095 sayılı yasa ile akdi ve temerrüt faiz oranları ülkedeki oluşan enflasyon nedeniyle yukarı çekilirken, B.K.nundaki temerrüt ile ilgili 101. ve onu izleyen maddeleri yürürlükten kaldırılmış değildir. Faiz oranları dışında kalan temerrüt faizine ilişkin ilke ve hükümler, 3095 sayılı yasa ile çelişmedikçe yürürlükte olup, uygulama olanağı bulunmaktadır. Dolayısıyla B.K.nun 103/1. maddesinde getirilen ilkeye göre, sözleşmede daha az oranda bir temerrüt faizi kararlaştırılmış olsa bile borçlunun %5 (şimdi 3095 sayılı yasa ile belirlenen daha yüksek) oranda temerrüt faizi ödemekle yükümlü olduğu kabul edilmelidir. Bu ilkenin, 3095 sayılı yasanın 2. maddesindeki sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça hükmüne aykırı olduğu da söylenemez. Zira, bu yasanın da alacaklıların enflasyona karşı korunması amacı taşıdığı düşünüldüğünde, bu maddeyi B.K.nun 103. maddesine uygun bir şekilde yorumlamak, sözleşme ile daha düşük oranda ticari temerrüt faizi kararlaştırılmış ise bunun geçersiz olacağı ve sigorta sözleşmeleri T.T.K.nun da düzenlendiğinden aynı kanunun 3. ve 4. maddeleri hükümleri gereğince de mutlak ticari iş niteliği dolayısıyla reeskont oranında temerrüt faizine hükmedilebileceği sonucuna varmak gerekmektedir. Bu yorum tarzı, T.T.K.nun 9. maddesine de amacı bakımından uygun düşecektir.
Yukarıda açıklanan gerekçelere göre, mahkemece, sigorta poliçesinde gösterilen %10 oranındaki temerrüt faizi oranına itibar edilmeyerek, 3095 sayılı yasa ile getirilen reeskont oranındaki temerrüt faizine hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle ve açıklanan ilave gerekçelerle hükmün onanması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalın vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA,aşağıda yazılı bakiye 40.180.000 lira temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 22.02.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy