(6762 S. K. m. 56, 57) (556 S. KHK m. 61)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 5. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 06.07.2000 tarih ve 2000/143 - 2000/332 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 13.02.2001 günde davacı avukatları M. A. Z. ve Av. Ş. B. ile davalılar Malkara A.Ş. avukatı S. G., Real A.Ş. Av. T. E. gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi H. U. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, Pınar Beyaz markasının müvekkili adına tescilli olduğunu, davalı Malkara A.Ş. tarafından üretilen peynirlerde de Maybi Beyaz ibaresinin üstelik aynı renk ve dizaynda ambalajlar kullanılmak suretiyle marka hakkına tecavüzde bulunulduğunu, diğer davalının da her iki ürünü aynı reyonda yan yana satışa sunduğunu ileri sürerek, haksız rekabetin menini, haksız rekabete konu ürünlere el konularak imhasını ve 5.000.000.000.-TL manevi tazminatın faiziyle davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı Malkara AŞ vekili, Beyaz ibaresinin peynirin cinsini ifade ettiğini, bu ibarenin kimsenin tekeline verilemeyeceğini ve taklit iddiasının yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere göre, tarafların ürünlerine ait ambalajlarda görsel olarak bir benzerliğin bulunmadığı, beyaz peynirin cinsini ifade etmek üzere ürünlerine farklı bir biçimde Beyaz ibaresini yazan davalının, bu eyleminin haksız rekabet teşkil etmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekilleri temyiz etmiştir.
Dava, marka hakkına tecavüz suretiyle oluşan haksız rekabetin tespiti ve meni ile manevi tazminatın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, tarafların ürünlerinin ambalajlarında bir benzerlik bulunmadığı ve iltibasa konu edilen markada yer alan Beyaz ibaresinin tek başına değil, markanın esas unsuru olan Pınar ibaresiyle birlikte tescil edildiği, Beyaz ibaresinin markanın esas unsuru olmadığı gerekçesine dayanılarak hüküm kurulmuştur.
Davacı markası, Pınar Beyaz sözcüklerini taşımaktadır. Bu ibarede Pınar sözcüğü davacının firma adını, Beyaz kelimesi ise, bu firma tarafından üretilen ürünün adını ifade etmektedir. Bu marka davacının beyaz renkli krem peynir ürünlerinde kullanılmakta olup, markadaki sözcüklerden birinin diğerinden daha ön planda olduğunu söylemeye elverişli olabilecek şekilde, bir kelimeden oluşan esas unsurdan söz etme imkanı bulunmamaktadır. Bu haliyle markanın bir bütün olarak değerlendirilmesi ve markaya tecavüz koşullarının davacı markası bir bütün olarak göz önünde tutularak araştırılması gerekmektedir. Bunun için taraf ürünlerinin piyasaya sürülüş biçimlerine bakılması, markaların kullanılış şekillerinde iltibas olup olmadığının da saptanması gerekmektedir.
Davacı markasının ürünlerinde kullanılış biçiminin tesciline uygun olduğu, davalının kullandığı Maybi Beyaz markasında yer alan sözcüklerden ise sadece Maybi kelimesinin davalı adına tescil edildiği, Beyaz sözcüğünün tescilsiz olarak davalı tarafça kullanıldığı açıktır. Davalı taraf Beyaz sözcüğünü beyaz peynir ürün cinsini ifade için kullandıklarını savunmakta ise de, bu sözcüğün peynir kelimesi ilave edilmeksizin tek başına kullanıldığında, beyaz peyniri değil, özel bir ürün adını çağrıştırdığı daha akla yakın gelmektedir. Öte yandan, davalının Maybi Beyaz markalı ürünlerinin piyasaya sürülüş biçimlerinin, beyaz peynirlerin genel olarak uygulamada rastlanılan ambalajlamalardan farklı olarak, davacının Pınar Beyaz markalı krem peynir ambalajlarına benzetildiği de gözlenmektedir. Her ne kadar farklı dizayn ve yazı tipleri kullanılmış iseler de, davalı ürünlerinin, davacının piyasadaki ününden yararlanmaya yönelik bir şekilde, tescilli marka değiştirilerek davacı markasına benzetilmek ve orta düzeyde bir alıcıyı aldatmaya elverişli bir şekilde benzer ambalajlarda piyasaya sürülmek suretiyle iltibasa yol açtığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, açıklanan esaslar gözetilerek, davacı isteğinin değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.02.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy