(818 S. K. m. 41)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Bursa Asliye 4. Hukuk Mahkemesince verilen 7.7.2000 tarih ve 2000/328-556 sayılı kararın incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 20.2.2001 günde davacı avukatı ... ile davalı avukatı ... ve davalı asıl ... gelip temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, mali müşavir olan müvekkilinin yanında çalışan davalı ...in diğer davalı bankadan temin ettiği vergi tahsil alındısı dekontlarını kullanarak mükelleflerin 20.000.000.000. TL sını aşan vergi ödemelerini zimmetine geçirdiğini, bu nedenle hakkında ceza davası açıldığını, bankanın da bu dekontları iyi muhafaza etmemekle kusurlu olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hak saklı kalmak üzere şimdilik 1.000.000.000.TL sının faiziyle davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili, söz konusu dekontların kıymetli evrak niteliğinde olmadığını, orjinaller üzerinde tahrifat yapılmak veya çoğaltılmak suretiyle dolandırıcılık yapılabileceğini ve bankalarının kusurlu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı cevap vermemiştir.
Mahkemece davacı tarafın kesin süre içinde delillerini bildirmediği, böylelikle delil bildirme haklarını kaybettiği ve iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, tazminat istemine ilişkindir. Davacı dava dilekçesinde, yanında çalışan davalı ...in zimmet suçunu işlediğini; diğer davalı bankanın ise, kusurlu davranışıyla zarara neden olduğunu açıklayarak, davalı... hakkındaki ceza dava dosyası dahil delillerini bildirmiştir.
Mahkemece taraflara delillerini hasretmeleri ve birbirlerine tebliğ ettirmeleri için kesin süre verilmiş ise de; bu süre delillerin toplanması hakkında olmadığından, davacının dava dilekçesindeki delillerinin toplanmasına engel durum bulunmamaktadır. Bu nedenle delil bildirilmediğinden davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle reddi kararı isabetli değildir. Kaldı ki, delillerin hasredilmesine dair önel dahi, sonucunun hatırlatılmaması ve tebliğ giderlerinin belirtilmemesi yönlerinden usulsüzdür.
Mahkemece açıklanan esaslar dairesinde, davadaki diğer hususların halli yoluna gidilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, 100.000.000 lira duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.02.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy