(6762 S. K. m. 1295, 1297)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Beyoğlu Asliye 1. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 12.09.2000 tarih ve 2000/249 - 2000/375 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 20.02.2001 günde davalı avukatı Oktay Cülcüloğlu gelid, davacı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ömer Özdemir tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı şirkete sigortalı aracın, kredi borcu bitene kadar kasko sigorta ettirilmesi zorunluluğu getirildiğinden ilk dönem sigorta süresinin dolması üzerine otomotikman yenilenen 2 nci dönem sigorta poliçesinin, kredi borcunun ödendiği bankaya süresinde gönderilmediğinden sigorta priminin gecikmeli ödendiğini, davalının sigorta priminin kazadan sonra yatırıldığından bahisle hasar bedelini ödemediğini ileri sürerek, zararın tazminini talep etmiştir.
Davalı sigorta vekili, yeni dönem sigorta poliçesinin priminin, aracın kaza yaptığı hususu gizlenerek ödendiğinden, hasarın teminat dışı olduğunu savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere ve dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki 07.08.1997/ 07.08.1998 arası dönemi kapsayan sigorta sözleşmesinin 07.08.1997 tarihinde gerçekleştiği, 07.08.1998 tarihinde yenilenen sigorta poliçesinin ilk poliçesinin devamı niteliğinde olduğu ve yeni bir sigorta sözleşmesi olmadığından olayda TTK.nun 1295 nci maddesinin uygulanmayacağı, TTK.nun 1297/2 nci maddesinin iptal edilmesinden sonra düzenlenen 07.08.1998 tarihli poliçenin usulüne uygun şekilde fesh edilmediği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacıya ait aracın kasko sigortasının yenilenmesinin oluşup oluşmadığına ilişkindir. Davacıya ait araç 07.08.1997/07.08.1998 dönemi için 1 yıllığına sigorta edilmiş ve bu sigorta süresi sona ermiştir. Davalı sigorta şirketi ikinci yıl için 07.08.1998/07.08.1999 dönemine ilişkin olarak, 07.08.1998 tarihinde yeni bir sigorta poliçesi düzenlenmiş ise de, ikinci poliçenin ilk sigorta primi, hasar tarihinden sonra ödenmiştir. İkinci poliçede Yenileme sözcüğü kullanılması, sözleşme hukuku anlamında bir yenileme değildir. İlk sigortaya göre, hasarsızlık nedeniyle davacı yararına daha az prim istemeyi öngören bir ibaredir. Dosyada mevcut poliçe örneğinde de ilk primin ödenmeden sorumluluğun başlamayacağı açıkça öngörülmüş bulunmaktadır. Davacının bizzat sigorta işlemlerini takip edip, ikinci yıl için sigortasını yaptırması ve sigorta primini zamanında ödemesi zorunludur. Somut olayda, davacının yeni poliçenin sigorta primini hasardan önce ödemediği ve davalının sorumluluğunun başlamadığının kabulüyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
2- Mahkemenin kabul şekline göre de, yeni poliçede de Rehinli Alacaklı (Dain mürtehin) olarak yer alan dava dışı bankanın, davaya muvafakatı sağlanmadan, yargılamaya devam olunması da isabetli görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 ve 2 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, 100.000.000.-TL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22.02.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy