(556 S. KHK. m. 61, 62)
Dava: Taraflar arasındaki davanın Ankara 5.Asliye Ticaret Mahkemesince görülerek verilen 25.3.1999 tarih ve 1997/468-1999/175 sayılı kararınca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının müvekkili enstitü ile marka sözleşmesi yapmadan TSE. Markasını ürettiği ürünlerde kullandığını ileri sürerek, markaya tecavüzün menine TSE. Belgelendirme Talimatının 29.maddesi uyarınca hesap ettikleri 395 milyon lira maddi, 360 milyon lira manevi olmak üzere toplam 755.000.000 lira tazminatı faiziyle birlikte tahsiline, hükmün ilamına, ürünlerin toplatılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin ürettiği parafudu (yıldırımlık) ların üretiminin TSE. Standartlarına uygunluğu konunun da davacı ile yaptığı anlaşma uyarınca 4.7.1994 tarihinden itibaren 1 yıl süre ile ürünleri TSE. İzin belgeleriyle piyasaya sürdüğünü, daha sonra Aralık 1997 ayına kadar üretime ara verdiğini, tekrar üretime karar verdiğinde TSE. ye uygunluk ve kalite kontrolü için numune ürettiğini, davacının yaptırdığı tespitte görülenlerin önceki belge ile üretilenlerin kutuları olduğunu, bazılarının numune için üretilenler olduğunu, zaten 17.6.1997 tarihinde de yeni başvuru yaptıklarını ve 1.12.1997 tarihinde de belge aldıklarını, manevi tazminat talebinin ise koşullarının oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlar, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda davalının davacı ile sözleşme yapmadığı dönemde işyerinde yapılan tespitte çok miktarda istif edilmiş, ambalajlanmış parafuduların görüldüğü, üzerlerinde TSE. Markasının bulunduğu, bunların satışa arz edilmek için hazırlandığı, davalının bu şekilde markaya tecavüz eylemini işlediği, gerekçeleriyle davanın kabulüne, davalının, davacının marka hakkına vaki tecavüzünün menine, maddi tazminata ilişkin isteminin kısmen kabulüne, toplam 45.000.000 liranın faiziyle davalıdan tahsiline, üretilen parafuduların kaliteli olup olmadıklarının tespitinin ele geçirilmeyici nedeniyle mümkün olamayışı ve davacının duruşmada ürünlerin emsallerine göre standartların altında olduğu yönünde bir iddialarının olmadığını beyan etmesi dikkate alındığında talimatın 29. maddesine yazılı manevi tazminat koşullarının oluştuğunun kanıtlanamadığı gerekçeleriyle bu istemin reddine, hükmün ilamına, diğer isteklerinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, davalının davacı Enstitü ile sözleşme yapmaksızın TSE markasını kullanmasından kaynaklanan tecavüzün önlenmesi, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Türk Standartları Enstitüsü Belgelendirme Talimatının 2.1.maddesine göre TSE markası, üzerine veya ambalajına konulduğu malların ilgili Türk Standardına uygun olarak imal edilip, piyasaya arz edildiklerini belirten ve Enstitü ile yapılacak bir sözleşme çerçevesinde kullanılabilen 551 sayılı KHK. uyarınca 5 ayrı tipte tescil edilen monogomlardır.
Davalının, sözleşme yapmadığı dönemde davacının yaptırdığı tespit sırasında, üretilen mallarda ve ambalajlarda TSE. Markasını kullandığı belirlendiğine ve mahkemece de böyle kabul edildiğine göre davalının eylemi 556 sayılı KHK. nin 61.maddesi uyarınca marka hakkına tecavüz sayılan fiillerdendir. Aynı KHK. nin 62.maddesine göre de marka hakkı tecavüze uğrayan marka sahibi, tecavüzün giderilmesi ve maddi ve manevi zararının tazminini mahkemeden talep edebilir. Dairemizin uygulaması da bu doğrultuda bulunmaktadır. (Y.11.HD.24.6.1999 3271/5701) Yine 132 sayılı TSE Kanununa dayanılarak çıkarılan 18.10.1996 tarihli yönetmeliğin 29.maddesinde de Kamu Kuruluşunun manevi itibarını haksız rekabet ortamı yaratarak kamu yararına zedeleyecek şekilde kullanılması ve kamuoyunu yanıltarak Enstitüye duyulan güveni sarsması nedeniyle firmanın büyüklüğü göz önüne alınarak dava tarihindeki marka ve belge kullandırma ücreti taban miktarından az olmamak üzere tavan miktarının 10 katına kadar manevi tazminat davaları açılır hükmüne yer verilmiştir.
O halde, mahkemece davalının eylemi, TSE. Markasına dolayısıyla TSE. Kurumuna tüketici tarafından duyulan güveni sarsacağı ve marka sahibi olanlarla olmayanlar arasında haksız rekabet ortamı yaratacağı, kamuoyunu yanıltacağı muhakkak olduğundan, davacı kurum lehine münasip miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile bu talebin reddi doğru görülmemiş, kararın bu yönden bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı kurum yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 27.04.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy