(2004 S. K. m. 72)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki davanın Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesince görülerek verilen 22.12.1999 tarih ve 1999/153-1999/672 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi A. O. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilin kooperatif üyesi olarak aidat borçlarını emekli olması itibarıyla 3er aylık olarak bono vermek suretiyle yerine getirdiği bonoları da gününde ödediğini, ancak kooperatifin yeni yönetimince müvekkilden gecikme zammı adı altında 491.380.000 lira istendiğini ileri sürerek borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının 1995-1996 ve 1997 yıllarına ait aidat borçlarını gecikerek ödemesi nedeniyle genel kurul kararı gereği faiz borcu tahakkuk ettirildiğini ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara göre, her ne kadar davacı tarafından kooperatife verilen bonolar zamanında ödenmiş ise de, genel kurullarda zamanında bono bedelleri ödendiğinde gecikme faizi alınmayacağı yolunda bir karar alınmadığı, kooperatifçe davacıdan faiz alınmamasının diğer üyeler yönünden eşitlik ilkesine de aykırı olduğu, bilirkişi raporunda belirlenen faiz tutarına davacının itirazı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının, kooperatife ödemesi gereken aidatlara karşılık verdiği bonoların gününde ödenmiş olmasına rağmen kendisinden faiz talep edildiği iddiasıyla açılmış borçlu olmadığının tesbiti istemine ilişkindir. Kooperatife verilen ve beheri üç aylık aidat miktarını içeren bonoların vadesinde ödendiği konusunda taraflar arasında uyuşmazlık yoktur. Uyuşmazlık, aylık olarak belirlenen borcun 3er aylık olarak bonolara bağlanmış olması nedeniyle her ay ödenmesi gereken aidatlara bonoların vadesine kadar faiz istenip istenemeyeceği noktasındadır.
Taraflar arasında aidat borcunun bonolarda ödenmesi konusunda yerleşik bir uygulama oluşturulduğu ve bonoların vadelerinde davacı tarafından ödendiği anlaşılmaktadır. Davalı tarafça tahsil sırasında herhangi bir çekince ileri sürülmemiştir. Davalı kooperatifin genel kurul toplantılarında, aidatların bono ile tahsil edilmesi durumunda bono veren üyelerden ayrıca faiz alınması yönünde bir karar alınmadığı gibi, kooperatifçe bonolar alındığı sırada, vade tarihine kadar faizde eklenerek bono meblağının belirlenmesi de mümkün olduğu halde yola da gidilmemiştir. Bu durumda davacının yerleşik uygulamaya göre bono bedellerini vadesinde ödemiş olması karşısında bilirkişi raporunda da açıklandığı gibi davalının faiz talebi yersiz olmasına rağmen, mahkemece, hukuksal bir gerekçe gösterilmeksizin yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.05.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy