(2004 S. K. m. 72) (6762 S. K. m. 590, 592, 599) (1086 S. K. m. 337)
Dava: Taraflar arasındaki davanın Kadıköy Asliye 3. Ticaret Mahkemesince görülerek verilen 30.11.1999 tarih ve 1999/428-1999/940 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirketin ortağı olan davalının 1.6.1996 tanzim tarihli, 2.12.1997 vade tarihli 56.382 DM bedelli, borçlusu müvekkili şirket olan bonoya dayanarak müvekkili şirket mallarına ihtiyati haciz koydurduğunu, bononun şirket defterlerinde ve bilançoda gözükmediğini, tanzim tarihi sonradan 1.6.1996 olarak yazılarak ve o tarih itibariyle şirketi tek başına temsile yetkili yönetim kurulu başkanı olan Mehmet Sadık Karasu'ya imzalatılarak düzenlenip tedavüle konulduğunu, davalının keşideciden kişisel alacağını bu şekilde hileli anlaşma ile şirket üzerinden tahsilini amaçladığını ileri sürerek, müvekkili şirketin borçlu olmadığının tespitine, icra takibine geçilmediğinden teminat karşılığı icranın durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, şirket yönetiminin keşideci Mehmet Sadık tarafından yeni yönetim kurulu başkanına devir ve temliki sırasında düzenlenen hakem raporunda ve yeni yönetim ile müvekkili arasında teati edilen karşılıklı ihtarnamelerde dava konusu bonoya değinildiğini, bunun, şirketin bonoyu benimsediğini gösterdiğini, bononun sonradan anlaşmaya ve gerçeğe aykırı olarak tamamlandığı iddiasının ise yazılı delil ile ispat yükünün davacıya düştüğünü savunarak, davanın reddini istemiş ve davacı şirketin kötüniyeti nedeniyle İİK.nun 72/4. maddesi uyarınca %40 tazminat talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlar doğrultusunda uyuşmazlığın TTK.nun 592. ve 599. maddelerine göre açığa imza nedeniyle davacının borçlu olup olmadığı noktasında toplandığı, bononun miktar hanesi borç bırakılarak davacı şirket tarafından keşide edildiği, miktar hanesinin davalı tarafından doldurulduğu, tanzim tarihi itibariyle bonoyu imzalayan Mehmet'in şirketi tek başına temsile yetkili olduğu, anlaşmaya aykırı şekilde doldurulduğu iddiasını davacının yazılı delillerle kanıtlaması gerektiği, oysa davacının yazılı delille iddiasını kanıtlayamadığı yemin teklifi hatırlatılmış ise de bu hakkını kullanmayacağını davacı vekilinin beyan ettiği, öte yandan senedin temel alacağını oluşturan borç ilişkisi geçerli değil veya hiç doğmamışsa senetin bedelsiz sayılacağı, bunu iddia eden davacının bu hususu da kanıtlayamadığı, sonuçta menfi tespit isteminin kanıtlanamadığı, takip ihtiyati tedbirle durdurulmadığından davalının kötüniyet tazminat talebinin de reddinin gerektiği gerekçeleriyle davanın ve davalı talebinin reddine, karar verilmiştir.
1- Davacı iddiası, TTK.nun 590. maddesine dayalı olup, keşideci tarafından davacı şirketi temsile yetkili olduğu dönemden sonra bononun tam olarak doldurulup davalı lehdara verildiği, dolayısıyla bonoda yazılı borçtan bizzat keşidecinin sorumlu olduğu, bononun davacı şirketi bağlamayacağı biçiminde ileri sürülmüştür. Bu iddia çerçevesinde davacı ve davalı tarafın dayandığı hakem raporu olarak nitelendirilen belge aslı mahkemece celbedilip üzerinde durulmamış, davalı tarafın dayandığı ve ibraz ettiği ihtarnameler incelenmemiş, davacı tarafın dayandığı şirket kayıt ve defterleri ile Kadıköy Asliye 1.Ticaret Mahkemesi'nin 1999/677 Esas, Kadıköy C. B. Savcılığı'nın 1999/16954 hazırlık sayılı dosyaları da celbedilmemiştir. Üstelik, tüm delillerin toplanmasını istiyoruz, şimdilik yemin teklif etmiyoruz şeklindeki davacı beyanı, davacı vekilinin yemin teklif hakkını kullanmayacağını beyan ettiği biçiminde yorumlanarak sonuçta dava kanıtlanamamış sayılmıştır. Oysa, yemin delili, tüm delillerin toplanmasından sonra iddianın kanıtlanamamış olması halinde mahkemece, en son değerlendirilmeye alınacak kesin delillerdendir.
Bu durumda mahkemece, dava TTK.nun 590. maddesi çerçevesinde ele alınarak, yukarıda açıklanan deliller toplanıp değerlendirilmek, gerektiğinde davacı şirket kayıt ve defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmak, davacı iddiasının bu delillerle kanıtlanamadığı sonucuna varıldığı takdirde yemin teklif etme hakkı hatırlatılmak, davacı bu hakkını kullandığı takdirde HUMK.nun 337. maddesi uyarınca davalı asile yemin verilmek ve sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken, uyuşmazlık yanlış nitelendirilerek ve eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi, bozmayı gerektirmiştir.
2- Yukarıda açıklanan bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı şirket yararına BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harçlarının istekleri halinde temyiz eden taraflara iadesine, 12.10.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy