(1163 S. K. m. 1) (1086 S. K. m. 275) (818 S. K. m. 61)
Dava: Taraflar arasındaki davanın İskenderun 2. Asliye Hukuk Mahkemesince görülerek verilen 09.06.2000 tarih ve 1995/140 - 2000/572 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi Deniz Biltekin tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatifin ortağı olduğunu, 18.09.1993 tarihinde üyeliğe alındığını ve tüm yükümlülüklerini yerine getirerek kendisine tahsis edilen konutun eksik işlemlerini tamamlayıp kiraya verdiğini ancak müvekkiline verilen yerin daha önce kooperatiften ihraç edilen Mehtap Vural'a ait olduğu ve bu şahsın açtığı dava sonunda ihraç kararını iptal ettirdiğini, kararı Yönetim Kurulu'nun temyiz etmemesi üzerine kararın kesinleştiğinin sonradan anlaşıldığını ileri sürerek şimdilik 500.000.000.- lira'nın ticari faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davacı aleyhine sebepsiz zenginleşmediğini, mahkeme kararının temyiz zorunluluğu olmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından ihracı kesinleşmeyen üye yerine yeni üye alınmasının Anasözleşme'nin 14 ncü maddesi ve Kooperatif Kanunu'na açıkça aykırılık gösterdiği, davacının üye kaydının buyurucu kurala aykırı olduğu, davacının üyeliğine ilişkin işlemlerin geçerli olmadığı, bu halde konut tahsisi yada bedelini isteme hakkının bulunmadığı, önce konut tahsis edilip, sonra tekrar eski üyeye verilmesinin davacının konuta hak kazandığı anlamına gelmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı, yerine üye olduğu ortağın ihraç kararını iptal ettirdiğini ve kendisine tahsis edilen dairenin ilgili şahsa verildiğini ileri sürerek dairenin bedelini tazminat olarak talep etmiştir. Mahkemece davacının ortak sayılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, kooperatifleri tanımlayan 1163 sayılı Kooperatif Kanununun 1. maddesinde kooperatiflerin değişir ortaklı ve değişir sermayeli teşekküller olduğu belirtilmiş olmakla Türk hukuku açısından kooperatiflerde 'açık kapı ilkesi' benimsenmiş bulunmaktadır. Kooperatif Kanununun 1. maddesinde sözü geçen kişi ve teşekküller, kural olarak kooperatife üye olabilirler. Olayımızda da davacı 18.3.1993 tarihinde yönetim kurulu kararı ile ortaklığa kabul edilmiş, genel kurul toplantısına çağrılmış, aynı zamanda 25.8.1993 de 5.000.000.TL., 18.9.1993 de 37.525.000.TL. aidat ödemiş bu ödemeler kooperatif cüzdanına ve kooperatif kayıtlarına geçmiştir. Dosyada ortaklığına son verildiğine dair de belge yoktur. O halde davacının davalı kooperatifin ortağı olduğunun kabulü gerekir. Ayrıca, davacıya tahsis edilen dairenin yerine ortak olduğu şahsın adına tapuda tescilin yapıldığı ve davacıya verilecek dairenin bulunmadığı tarafların kabulündedir. Bu durumda mahkemece dairemizin emsal kararları uyarınca davacının talep edebileceği tazminat hesaplanılmalıdır. Tazminat hesabı yapılırken aşağıda belirtilen hususlar dikkate alınarak uzman bilirkişilerden denetime elverişli rapor alınmalıdır.
Dairemizin önceki kararları ile davalı kooperatiften haksız olarak ihraç edilen ve bu sebeple konut veya işyeri alamayan bir ortağın eksik ödemeleri sebebiyle kooperatiften ne miktar tazminat isteyebileceği (6) bent halinde sayılan hesaplama formülü ile belirlenmesi gerekeceği içtihat edilmiş idi.
Ancak, uygulamadaki bu formüldeki güncelleştirme işleminde gerek uyarlamaya esas alınan endekslerin değişik olmaları, gerekse bu formüldeki (5) ve (6). bentlerdeki iki çıkarma işleminin ard arda uygulanması, kimi hallerde eksik dahi olsa bir ödemesi olan ortağa verilmesi gereken bir tazminat miktarının mutlaka olması gerekirken, bu formülün sıfır veya eksi bakiye verdiği gözlenmiştir.
Bu durum karşısında tazminat hukuku ilkelerine ters düşen bu formülden (5) ve (6) numaralı bent yerine uyuşmazlığı daha adil bir çözüme vardırmasının doğru olacağı düşünülen orantı formülü ilave edilmesi uygun görülmüştür. Ayrıca, bu formüldeki güncelleştirmede kullanılan endeksin (Toptan Eşya Fiyat Endeksi Artış Ortalamasının) esas alınarak, farklı bilirkişilere göre farklı kararların çıkmasının da önlenebileceği düşünülmüştür.
O halde, yukarıdaki açıklamalara göre, bu tür davalarda uygulanması gereken tazminat hesaplama ilkesinin aşağıdaki şekilde formüle edilmesi gerekmiştir.
1- Önce, ortaklara tahsis edilen konut veya işyerinin dava tarihi itibariyle rayiç değeri saptanmalıdır.
2- Davalı kooperatife normal ödentilerini gerçekleştiren bir ortağın ödemelerinin, ödeme yaptıkları tarihler itibariyle toplam ödemeleri dava tarihine kadar (Toptan Eşya Fiyat Endeksi Artış Ortalama rakamları esas alınarak) taşınarak, güncel değeri bulunmalıdır.
3- Bundan sonra, yukarıda (1) numaralı bentte bulunan değerden, (2) numaralı bentte bulunan değer çıkartılarak kooperatife normal ödeme yapan bir ortağın, bu ödemelerine karşı ne miktarda yararlanma elde ettikleri ortaya çıkarılmalıdır.
4- Bunu takiben, davacı eksik ödeme yapan ortağın ödentileri (2) numaralı bentteki ilkelere göre dava tarihine taşınarak eksik ödeme miktarı da güncelleştirilmelidir.
5- Bu saptamalardan sonra, normal ödentilerini gerçekleştiren bir ortağın yukarıda (2) numaralı bentte bulunan ödemelerinin güncel değeri karşılığı, yine yukarıda (3) numaralı bentte bulunan bir yararlanmayı sağladığına göre, davacının (4) numaralı bentte eksik ödemelerinin güncel değerinin ne miktarda yarar sağlaması gerektiği, orantı kurallarına göre belirlenmelidir. Yani sonuç olarak (4) numaralı bentte bulunan miktar, (3) numaralı bentte bulunan değerle çarpıldıktan sonra bulunan miktarın (2) numaralı bentte bulunan miktara bölünmesi sonucu bulunacak miktar, davacı ortağın bu davada kooperatiften talep etmesi mümkün olan zarar miktarını belirleyecek ve mahkemece (talepte değerlendirilerek) bu miktara hükmedilebilecektir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.11.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy