(6762 S. K. m. 361/3, 374, 381/1)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Bandırma Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 16.06.2000 tarih ve 1997/414 - 2000/246 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi A. Susoy tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili müvekkillerinin davalı şirket ortaklarından olduklarını, şirket yönetim kurulunun 29.04.1997 tarihli genel kuruluna vekil sıfatı ile katılıp oy kullanmasına vekaletnamenin toplantıya katılmak için yeterli olmaması gerekçesiyle kabul edilmediğini, genel kurulda ibra hakkında alınan karara TTK'nın 374/2. maddesine aykırı biçimde yönetim kurulu üyelerinin oy kullanmak suretiyle katıldıklarını, kendisinin vekaleten genel kurula katılmasına izin verilmesi ve ibra aleyhine oy kullanması durumunda sonucun değişeceğini, anılan genel kurulda şirketin hiç kar etmemesi nedeniyle kar dağıtımı yapılmayacağına karar verildiği halde yönetim kurulu başkanı ve başkan vekiline şirket esas sözleşmesine ve objektif iyiniyet kurallarına aykırı biçimde ücret ödenmesine karar verildiğini, kendisinin genel kurula alınmaması nedeni olan yönetmeliğin açıkça BK'nın 388 ve HUMK 516-536 ve 33. maddelerine aykırı olduğunu ileri sürerek anılan genel kurulda alınan kararların TTK'nın 381. maddesi uyarınca hükmen iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili TTK'nın 381. maddesinde ön görülen dava açma şartlarının oluşmadığını, vekaletnamenin haiz olması gereken özellikleri düzenleyen yönetmeliğin yasa gereği çıkartıldığını, yönetim kurulu üyelerinin kendi ibralarında oy kullanmalarının sonuca etkili olmadığını, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna nazaran, Sanayi ve Ticaret Bakanlığının 07.08.1996 gün ve 22720 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan yönetmeliğin, vekaletnamenin unsurları ve geçerlilik süresini düzenleyen 23. maddesinin belirtilen nitelikleri taşımayan genel ve özel vekaletnamelerin geçersiz olacağını belirlediği, davacılar adına düzenlenen vekaletnamelerin bu niteliğe haiz olmamaları nedeniyle geçersiz olup, davacılar vekilinin toplantıya kabul edilmemesinin yasaya aykırılık teşkil etmediği, bu durumda davacıların toplantıya katılmamış sayılacakları ve genel kurul kararına muhalefet ederek bu hususu zapta geçirttirmedikleri, TTK'nın 381. maddesi uyarınca dava açabilme koşullarının oluşmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davacıların iptalini talep ettikleri genel kurul toplantısına usulünce çağrıldıkları ancak vekillerinin 07.08.1996 gün ve 22270 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak 01.10.1996 tarihinde yürürlüğe giren Sermaye Şirketlerinin Genel Kurul Toplantıları ve Bu Toplantılarda Bulunacak Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Komiserleri Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun vekaletnameler ibraz edememesi nedeniyle toplantıya kabul edilmemesinde bir usulsüzlük bulunmamasına ve esasen vekaletnamelerin usulüne uygun olmadığı hususunun davacılar vekilince de kabul edilip genel kurul toplantısından ayrılmasına nazaran TTK'nın 381. maddesi uyarınca diğer gündem maddelerine ilişkin olarak dava açma koşulları oluşmadığından davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak, TTK'nın 374/2. maddesi hükmüne göre, yönetim kurulu üyeleri kendilerinin ibralarına ait kararlarda oy hakkına haiz değillerdir. İptali talep edilen genel kurul toplantısında yönetim kurulu üyelerinin ibra oylamasına katıldıkları ve oy kullandıkları anlaşılmaktadır. Yönetim kurulu üyesinin kendi ibrasına ilişkin oylamaya katılmasını yasaklayan hüküm (TTK. m. 374) buyurucu niteliktedir. Yönetim kurulu üyeleri kendi ibralarında oy kullanmış iseler, ortaklar genel kurulda karşı oylarını (muhalefet şerhi) tutanağa yazdırmamış olsalar bile, ibraya ilişkin genel kurul kararının iptalini isteyebilirler. Bu nedenle davacıların ibraya ilişkin genel kurul kararının iptalini istemeleri halinde TTK'nın 381/1. maddesinde yer alan dava açma koşulları TTK'nın 361/3. maddesi uyarınca aranmaz, ancak anılan madde uyarınca davalı şirket bu iştirakin karara müessir olmadığını ispatlarsa, emredici 374. maddeye aykırılık sonuca etkili olmayacağından, bu halde iptal isteminin reddi gerekir.
Yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere davacıların salt yönetim kurulu üyelerinin kendi ibralarına ilişkin genel kurul kararının iptalini talep hakları olduğunun kabulü ve bu maddeye münhasır olmak üzere, davalı şirket ticaret sicil dosyasının celbi ile yönetim kurulu üyelerinin kendi ibralarına ilişkin oylamaya katılmalarının sonuca etkili olup, olmadığı hususunun saptanması ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken dava açma koşullarının oluşmadığından bahisle bu isteme ilişkin talebin dahi reddi doğru olmamış ve kararın açıklanan nedenle davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22.01.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy