(818 S. K. m. 42) (6762 S. K. m. 1292, 1293, 1278) (3095 S. K. m. 2)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Erbaa Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 18.6.2001 tarih ve 1999/7-2001/217 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 22.1.2002 günde davacı avukatı K. Şahin gelip davalı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşılmış olmakla bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi V. Çiçekli tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, kolonya imalathanesi olarak kullandığı işyerinin davalı sigorta şirketine Yangın Poliçesi ile sigortalı olduğu sırada çıkan yangında tamamen hasarlandığını, hasar bedelinin 7.150.000.000 lira olarak tespit ettirildiğini, dava konusu hasarın ekspertizce 466.000.000 lira olarak belirlendiğini, ancak bu miktarın gerçeği yansıtmadığını ileri sürerek, poliçe limiti olan 7.801.850.000 liranın mevduatlara uygulanan reeskont oranında faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yangının çıkmasında davacı sigortalının kusurlu bulunduğunu, istenen tazminat miktarının fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre, davacı vekili olan eşinin davalı sigorta şirketine hitaben yazdığı dilekçede hasar miktarını 2.018.000.000 lira olarak gösterdiği, davacının faturalı emtia bedelinin 424.763.138 lira olduğu, gerek ekspertiz raporu gerekse 16.12.1999 tarihli bilirkişi raporu değerlendirildiğinde ve TTK. nun 1293/son yollamasıyla 1292/son maddesine göre sigorta ettiren kimsenin kusuru halinde kusurun ağırlığına göre tazminattan indirim yapılabileceğinin öngörüldüğü, alınan kusur raporunda yangının kendiliğinden oluşmayacağının belirlendiği, bu nedenle davacının da kusurlu olduğu kanaatine varıldığı gerekçesiyle, 466.000.000 liranın 20.7.1998 den itibaren işleyecek bankaların mevduata uyguladığı en yüksek faiz oranı ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, yangın sigorta poliçesinden kaynaklanan sigorta bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Dava konusu sigortalı işyerindeki emtianın çıkan yangında tamamen yandığı ve yangının sigorta poliçesi teminatı içerisinde kaldığı esasen taraflar arasında ihtilafsız olup, uyuşmazlık, hasar miktarının nasıl belirleneceği hususundadır.
Mahkemece, bu konuda 16.12.1999 tarihli rapor alınmış ancak, davacı vekilinin itirazı üzerine bu rapor yeterli görülmeyerek yerinde keşif yapılmak suretiyle 3.7.2000 tarihli 2.rapor alınmıştır her iki rapor da tespit edilen hasar miktarları arasında aşırı bir farklılık mevcuttur. Mahkemece, iki rapor arasındaki zarar miktarına ilişkin çelişki giderilmeden ve gerekçeleri de, açıklanmadan başlangıçta itibar edilmeyen ilk rapora göre hüküm kurulması doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Öte yandan, davacıya ait sigortalı işyerindeki emtianın tümünün ayrıca ticari kayıtlarının da yandığı anlaşılmaktadır. O halde, davacının işyerinde bulunduğunu iddia ettiği emtianın temin edildiği yerlerden gerekli fatura ve belgelerin örneklerini getirip, ibraz etmesinin sağlanması için davacıya uygun süre verilmesi, bu şekilde ibraz edilecek belgelerin dosyadaki kanıtlarla birlikte değerlendirilmesi ve davacının gerçek zararının belirlenmesi, bunun yanında davanın özelliği itibariyle bir tazminat davası olduğu dikkate alınarak, BK.nun 42,43 ncü maddelerinin de, uygulanması gerekirken bu hususlar dikkate alınmadan ve TTK. nun 1278 nci maddesinde yer alan Mukavelede aksine hüküm olmadıkça sigortacı, sigorta ettiren veya sigortadan faydalanan kimsenin yahut fiillerinden hukuken mesul bulundukları kimselerin kusurlarından doğan hasarları tazmin ile mükelleftir hükmü uyarınca, sigortalının kusur oranının dikkate alınmayacağı düşünülmeden ve somut olayda uygulama olanağı bulunmayan TTK. nun 1293/son yollamasıyla aynı yasanın 1292/son maddesinin uygulanması da, isabetli görülmemiş ve kararın bu nedenle de, bozulması gerekmiştir.
3- Ayrıca, davacı vekili, dava dilekçesinde alacağa ise mevduatlara uygulanan reeskont oranında temerrüt faizi yürütülmesini talep etmiş, mahkemece, oran belirtilmeksizin alacağa bankaların mevduata uyguladığı en yüksek faiz yürütülmesine karar verilmiştir.
Dava, sigorta sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, sözleşmede temerrüt halinde uygulanacak faiz oranı belirtilmemiştir. 3095 sayılı yasanın 2/4 ncü maddesi hükmünde, temerrüt faizi miktarının sözleşmede kararlaştırılmamış olduğu hallerde akdi faiz oranının reeskont faizinden az olamayacağı öngörülmüştür. Bu halde mahkemece, öncelikle davacıya HUMK. nun 75 nci maddesi gereğince hangi faiz oranının yürütülmesini istediğinin kesin olarak açıklattırılması ve bu istemin 3095 sayılı yasa çerçevesinde çözümlenmesi gerekirken, davanın özelliği gereği uygulanma yeri bulunmayan mevduat faizinin oran dahi belirtilmeden ve infazda duraksama yaratacak şekilde karar verilmesi de, doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda 1, 2 ve 3 nolu bentlerde yazılı nedenlerle, kararın davacı yararına BOZULMASINA, 250.000.000 lira duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22.01.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy