(818 S. K. m. 49, 98)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Beyoğlu Asliye 1.Ticaret Mahkemesince verilen 18.9.2001 tarih ve 2000/730-2001/492 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi A. Susoy tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı bankanın müvekkili şirketin poliçe tanzim etmeye ve prim tahsiline yetkili acentesi olarak faaliyet gösterdiğini, davalı bankanın 1993 yılında yaptığı Yangın Sigorta Poliçesini 1995 yılında yenilerken yanlışlıkla poliçeye bina dışında makine, tesisat, emtia üzerinde de teminat verildiğini, bu durumun 1996 ve 1997 yıllarında da devam ettiğini, hasarın vuku bulması ile yanlışlığın anlaşıldığını, teminata dahil olmaması gerektiği halde 15.830.953.575 lira hasar talebi ile müvekkili şirkete müracaat edildiğini, dava açılması üzerine sigortalıya sulhen 10.500.000.000 lira ödendiğini, acente tarafından yapılan hataların sigortalıya karşı ileri sürülemediğini, acenteye karşı sözleşme gereğince rücu imkanları bulunduğunu beyanla, teminata dahil bina hasarının mahsubu ile 10.201.430.000 liranın ödeme tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, 1995 yılında yapılan poliçe yenilemesine karşı davacının itirazda bulunmadığını, daha sonraki yıllarda da primlerin tahsiline devam edildiğini, bu şekilde akde icazet verilmiş olduğunu, hasardan sonra kendisini kurtarmak için müvekkili şirkete zeyilname düzenlettiğini, sigortalı tarafından açılan davanın kendilerine ihtar edilmemiş olduğunu, müvekkiline rücu imkanı bulunmadığının bilinmesi nedeniyle davanın sulhen sonuçlandırıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacının hatalı poliçelere muvafakat verdiği gerekçesiyle, davanın reddine dair verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizin 10.4.2000 gün ve 2000/1926 E., 2922 K. sayılı ilamıyla, davalının acente mukavelesi gereğine poliçe tanziminde özen görevini gereği gibi yerine getirme yükümlülüğünü üzerine aldığını, davalı acentenin bu şekilde hatalı poliçe tanziminde ağır kusurunun bulunduğu, hazırlanan bu poliçeleri üst, üste iki yıl boyunca hatayı fark etmeksizin kabul eden, gerekli denetimi yapmayan, acentesini uyarmayan davacının da olayda müterafik kusurunun olduğu, kusur oranlarının bilirkişi aracılığı ile saptanması gerektiği gerekçesiyle davacı yararına bozulması üzerine; mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yeniden yargılama sonucunda, alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, davalının hatalı poliçe tanzimi suretiyle kusurlu olduğu, davacı sigortacının ise, hasardan sonra davalı acenteden zeyilname talep etme, sigortalı tarafından açılan davayı acenteye ihbar etmeden anlaşma suretiyle sigorta tazminatını ödemekle, hataen verilen teminatlara muvafakat ettiği, BK.nun 98.maddesi uyarınca tatbiki gereken BK.nun 49. maddesi uyarınca, zararın tenkisinin gerektiği, tarafların olayda %50şer oranında kusurlu oldukları gerekçeleriyle, davanın kısmen kabulü ile 5.100.715.000 liranın 19.1.1998 tarihinden itibaren işleyecek reeskont oranında temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve bilirkişi raporuyla belirlenen kusur oranlarında, gösterilen gerekçeler karşısında bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak, davacı sigorta şirketi tanzim edilen poliçe gereği bina hasarını her halükarda ödemek zorunda olup, davacı tarafından sigortalıya ödenen tazminat içersinde bina hasarına ilişkin bir meblağ bulunup, bulunmadığı ve varsa miktarı hasar dosyası, dava dosyası içerisine getirtilip, gerektiğinde bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle araştırılarak, oluşacak sonuç çerçevesinde bir hüküm tesisi gerekirken, bu hususta sadece davacı beyanına dayanılarak yazılı şekilde, eksik inceleme sonucu hüküm tesisi hatalı olmuş ve kararın açıklanan nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 1.720.000 lira temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 08.04.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy