(6762 S. K. m. 1301) (1086 S. K. m. 73)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Bursa Asliye 3. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 13.3.2001 tarih ve 2000/776-2001/167 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ile davalı Mehmet Alver tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ata Durak tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalıların maliki ve sürücüsü bulundukları aracın %100 kusurlu olarak çarpması sonucu müvekkil şirkete kasko sigortalı araçta meydana gelen 1.400.000.000 lira hasar bedelinin sigorta ettirene ödendiğini, TTK. 1301. maddesi uyarınca onun haklarına halef olunduğunu ileri sürerek, anılan meblağın ödeme tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı Ercan Tiryaki olayın meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Mehmet Alver, duruşmalara katılmamış ve savunmada bulunmamıştır.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak davacının hasarının 975.000.000 lira olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, anılan meblağın ödeme tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ile davalı Mehmet Alver temyiz etmiştir.
1- Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 73. maddesine göre her davada duruşma yapılması ve tarafların bu duruşmaya usulüne uygun biçimde çağrılmaları zorunludur. Taraf teşkili sağlanmadan yargılama yapılıp hüküm verilmesi mümkün değildir. Mahkemece, dava dilekçesi davalı Mehmet Alver'e, diğer davalı Ercan Tiryakinin, kaza tespit tutanağında sürücü adresi olarak belirtilen adresine davetiye çıkarılmak suretiyle tebliğ edilmiştir. Oysa Mehmet Alver, aracın sürücüsü olmayıp ikamet adresi de Ercan Tiryaki ile aynı değildir. Davalı Mehmet Alver, bu hususu temyiz dilekçesinde sunduğu belgeler ile kanıtlamıştır. Bu durum karşısında mahkemece, davalı Mehmet Alver'e dava dilekçesi usulüne uygun olarak tebliğ edilmeden ve bu davalının delilleri toplanmadan yargılama yapılıp bitirilmiş ve savunma hakkı kısıtlanmış olmakla kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve kapsamına göre, davacı vekilinin temyiz itirazları ile davalı Mehmet Alver'in sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı Mehmet Alver'in temyiz itirazının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, 2 nolu bentte yazılı nedenlerle davacı vekili ile davalı Mehmet Alverin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden taraflara iadesine, 11.04.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy