(6762 S. K. m. 3, 1461) (3095 S. K. m. 2) (1136 S. K. m. 168)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 26.09.2001 tarih ve 2000/91-2001/406 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Deniz Biltekin tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait aracın davalıya kasko sigortası ile sigortalı olduğunu, aracın sigorta süresi içerisinde uğradığı kaza sonucu hasarlandığını, rizikonun davalıya ihbar edildiği halde sigorta bedelinin ödenmediğini ileri sürerek, parça ve işçilik bedeli, araçtaki değer kaybı, kar kaybı olmak üzere toplam 8.560.000.000 TL.nin kaza tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin 968.000.000 TL.yi ödemeye hazır olduğunu, bu miktarı aşan kısım için davanın reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davanın kısmen kabulü ile 1.194.900.000TL.nin yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, taraflar arasında düzenlenen poliçede açıkça aracın kullanılmamasından doğan kazanç kaybı güvence altına alınmadığı anlaşıldığından, davacı vekilinin bu kaleme yönelik talebinin reddine karar verilmesinde bir usulsüzlük görülmediğinden, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir. Dava dilekçesinde, miktarları da gösterilmek suretiyle üç kalem halinde tazminat talep edildiği görülmektedir. Mahkemece, bunlardan sadece tamir masrafının tahsili istemine ilişkin talep hükme bağlanmış, diğer iki talep hakkında olumlu- olumsuz bir karar verilmemiş yukarıda 1nci bentte açıklandığı üzere, kar kaybına karar verilmemiş olmasında bir usulsüzlük yoksa da diğer iki işlemden biri olan aracın değer kaybına ilişkin istem hakkında olumlu-olumsuz bir karar verilmemiş olup, hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu talebe ilişkin bir görüşte bildirilmemiştir. Bu itibarla, mahkemece davacının araçtaki değer kaybı talepleri hakkında değerlendirme yapılarak bir karar verilmek üzere kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3- Diğer taraftan taraflar arasındaki ilişki TTK.'da düzenlenen sigorta sözleşmesinden kaynaklandığına ve bu türlü sözleşmeler TTK. nun 3. maddesi hükmü gereğince mutlak ticari işlerden olduğuna ve aynı yasanın 1461. ve 3095 sayılı yasanın 2/2. maddeleri gereğince ticari işlerde temerrüt faizinin T.C. Merkez Bankasının kısa vadeli avanslar için uyguladığı faiz oranına göre istenebileceğinin belirtilmiş olmasına göre, istem gibi mahkemece, 3095 sayılı yasanın 2/2. maddesi uyarınca avans oranında temerrüt faizine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
4- Davanın ilk celse kısmen kabul edildiği ve kabul edilen miktar yönünden de dava açılmasına sebebiyet verildiği dikkate alınarak, 1136 sayılı Avukatlık Kanunun 2.5.2001 gün ve 4667 sayılı yasa ile değişik 168. maddesi ve 4.12.2001 tarihli Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7. maddesi hükümleri uyarınca tesbit edilecek ücreti vekalete ve yargılama giderlerine karar verilmek gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2), (3) ve (4) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 08.04.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy