(6762 S. K. m. 1297) (1086 S. K. m. 432, 433)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Mahmudiye Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 20.9.2001 tarih ve 1999/11-2001/47 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili ile davalı sigorta vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Dilek Çakıroğlu tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkillerine ait biçerdöverin davalı şirkete sigorta ettirildiğini, poliçe kapsamındaki aracın iki ayrı hasara uğradığını, davalı şirketin sigorta prim bedeli bakiyesi olarak verilen çekin karşılıksız çıkması neticesinde poliçeyi iptal ettiğini bildirdiğini, çek bedelini zamanında bankaya havaleyle gönderdikleri halde banka personelinin ihmali nedeniyle 12 gün sonra hesaba geçirildiğini ve bankanın poliçenin iptaline neden olduğunu ileri sürerek, 2.697.037.500 liranın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı sigorta şirketi vekili, davacı tarafından peşin ödeme yapılmadığını, verilen çekin karşılıksız çıkması sebebiyle poliçenin başlangıcından itibaren iptal edildiğini savunmuştur.
Davalı banka vekili, davacıların kazaya ilişkin tutanak tutturmadıklarını, kazanın olduğunu iddia ettikleri tarihten itibaren bir ay sonra tespit yaptırdıklarını bu şartlarda poliçe iptal edilmeseydi bile sigortanın hasarı ödemeyeceğini, hasarın tazmini için bankaya husumet yöneltilemeyeceğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacıların davalı sigorta şirketine poliçe prim peşinatı olarak 20.000.000 lira ödedikleri, TTK.1297/2. maddesine göre bakiye prim için verilen çekin karşılıksız olduğu için tahsil edilemediğinde sigorta şirketinin doğrudan poliçeyi iptal edemeyeceği, iadeli taahhütlü mektup veya ihtarname ile primin 1 ay içinde ödenmesini istemesi gerektiği, ödenmemesi halinde poliçeyi iptal edebileceği bu yüzden davalı sigorta şirketinin başlayan sorumluluğunun devam ettiği, şirketin poliçe limiti ile sorumlu olduğu, davalı sigorta şirketi sorumlu olduğundan banka aleyhine dava açılamayacağı gerekçesiyle davalı banka hakkındaki davanın reddine, sigorta şirketi hakkındaki davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davacılar ve davalı sigorta vekilince temyiz edilmiştir.
1- Mahkemece, verilen karar her ne kadar davalı Güven Sigorta A.Ş. tarafından temyize cevap ile birlikte HUMK. 433/2 maddesi gereğince temyiz edilmiş ise de, süresi içinde temyiz harcı yatırılmadığından HUMK. nun 432/4. maddesi gereğince temyiz isteminin reddi gerekmiştir.
2- Davacılar vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
3- Ancak, davalı sigorta şirketi tarafından davacıların işlettiği biçerdöver, 30.015.000.000 lira limit ile kasko sigortası yapılmış olmasına rağmen ve saptanan zararın daha fazla olmasına rağmen mahkemece aynı poliçeyle teminat verilen ihtiyari mali mesuliyet sigorta limiti olan 1.500.000.000 lira esas alınarak hükmün bu miktar üzerinden kurulması bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 ve 2 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı Güven Sigorta A.Ş. vekili ile davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddine, 3 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harçların istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 16.04.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy