(6762 S. K. m. 382) (1163 S. K. m. 98)
Taraflar arasında görülen davada Çanakkale Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 30.03.2001 tarih ve 1999/1145-2001/327 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ata Durak tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkili kooperatife olan aidat borçlarını ödemediği gibi, bu hususta girişilen icra takibinin de davacının haksız itirazı sonucu durduğunu ileri sürerek, itirazın iptalini ve % 40 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak davalının halen kooperatif kayıtlarına göre davacı kooperatiften alacaklı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, aidat alacağının birikmiş faiziyle birlikte tahsili için girişilen ilamsız takibe yapılan itirazın iptaline ilişkin olup, davacı taraf bilirkişi raporuna itirazında, davalı yararına alacak olarak kabul edilen ve kooperatife borç verildiği iddia olunan (6.000.000.000) lira karşılığında davalıya (9.000.000.000) liralık iki adet çek keşide edildiğini ve borç verildiği iddiasının yerinde bulunmadığını ileri sürdüğü halde, mahkemece davacı tarafın bu itirazı karşılanmamış ve bu konuda ek rapor alınması cihetine gidilmemiştir. Bir an için borç para verildiği kabul edilse bile, şayet bunun karşılığına çekler verilmiş ise bu miktarın davalı lehine alacak olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Zira, B.K.nun 114 ncü maddesi hükmü uyarınca aksine sözleşme bulunmadığı taktirde her ne kadar bir borç için kambiyo senedi düzenlenmesi tecdidi tazammun etmez ise de, çekler iade edilmediği sürece aynı miktarın davalı lehine alacak olarak kabul edilmesi mükerrer tahsilata neden olacaktır. Kaldı ki, davalı taraf gerek takibe itirazında ve gerekse de yargılama sırasında bu yönde bir itiraz ve savunmada bulunmadığı gibi takas mahsup def'in de da bulunmuş değildir. Davalının itirazı, aidatların karara bağlandığı genel kurul kararlarının iptali hususunda dava açıldığına ve bu sebeple aidat istenemeyeceğine yöneliktir.Bu noktada ise; iptal davası açılması tek başına genel kurul kararlarının uygulanmaması neticesini doğurmaz. Ancak, 1163 sayılı yasanın 98 nci maddesi yollamasıyla kooperatifler hakkında da uygulanması gereken TTK.nun 382 nci maddesi uyarınca mahkemece icranın geri bırakılmasına karar verildiğinde genel kurul kararlarının uygulanması geri bırakılabilir.
Bu itibarla, mahkemece öncelikle davacı tarafın, borcun gerçek olmadığı ve (6.000.000.000) liraya karşılık çek verildiğine yönelik itirazı üzerinde durulması ve şayet (ki davalı tarafça itiraza uğramayan kooperatif kayıt suretlerinde davalı lehine 2 adet çek verildiğinin kayıtlandırıldığı görülmektedir) bu itiraz yerinde ise ve genel kurul kararlarının icrasının geri bırakılması hususunda bir karar mevcut değil ise, davacının alacağı hesaplanmalı ve neticesine göre bir karar tesis edilmelidir.Anılan hususlar gözden kaçırılarak, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmadığından hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir
Sonuç:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 25.04.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy