(6762 S. K. m. 1301) (1086 S. K. m. 73) (2004 S. K. m. 67) (7201 S. K. m. 21)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kartal Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 20.12.2000 tarih ve 2000/355-2000/1105 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Gürkan Gençkaya tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirket tarafından kasko sigorta poliçesi yapılan araca davalıların maliki ve sürücüsü olduğu aracın çarpması ile meydana gelen zararın sigortalıya ödendiğini, yapılan icra takibine haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, benimsenen bilirkişi raporu doğrulusunda, kazanın oluşumunda davalı araç sürücüsünün % 100 kusurlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmiştir.
Kararı, davalı Hasan Ç. vekili ile davalı Belediye vekili temyiz etmiştir.
1- Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 432. maddesine göre Asliye Hukuk Mahkemesi kararlarına karşı temyiz süresi onbeş gündür. Davalı Belediye Başkanlığı vekiline mahkeme kararı 22.3.2001 tarihinde tebliğ edilmiş olup, adı geçen taraflardan karar onbeş günlük temyiz süresinin geçirilerek 9.4.2001 tarihinde temyiz edilmiş olmakla, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 432/4 maddesi uyarınca davalı Belediye Başkanlığının süresinde yapılmayan temyiz isteminin REDDİNE karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan rücu davasıdır.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 73. maddesine göre tarafların iddia ve savunmalarını bildirmeleri için usulüne uygun biçimde çağrılması zorunludur. Taraf teşkili sağlanmadan yargılama yapılıp, hüküm verilmesi mümkün değildir.
Davalı Hasan Ç'ya dava dilekçesi Samandıra Belediyesine gönderilerek Tebligat Kanunu'nun 21. maddesine göre işlem yapılmıştır. Bu davalının gerçek adresinin burası olduğu belirlenmediği gibi, gönderilen tebligata göre adresin işyeri adresi olmasına rağmen başka bir yerde 21. maddeye göre tebligat yapılmaya çalışıldığı, tebligatın gönderildiği yer ile tebliğ işleminin yapılmaya çalışıldığı yer arasında uyumsuzluk bulunduğu, bu durumda usulüne uygun tebligattan bahsedilemeyeceğinden, davalının savunma hakkı kısıtlanması ve bu davalının delillerinin toplanmadan karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı Belediye Başkanlığı'nın temyiz isteminin REDDİNE, ancak, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı Hasan Ç. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bu davalı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 3.440.000-lira temyiz ilam harcının temyiz eden davalı Belediye'den alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden Hasan Çamlıca'ya iadesine, 28.01.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy