(2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Çavdarhisar Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 14.09.2000 tarih ve 1999/35 - 2000/39 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı takipçisi tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Verda Çiçekli tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının müvekkili kooperatifin ortağı olduğunu 3353, 3362, 3578, 3719 nolu müşterek ve müteselsil borç senetleri tarımsal ihtiyaç kredisi aldığını, borcunu ödememesi nedeniyle aleyhine girişilen icra takibine itiraz ettiğinden takibin durduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile % 40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı asil, 21.10.1999 tarihli oturumda, borca itiraz etmediğini, ancak faize itiraz ettiğini, davacıdan yıllık % 42 ile buğday ve gübre aldığı halde, icra takibinde % 97 faiz istendiğini, bunu kabul etmediğini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre, yaptırılan bilirkişi incelemesinde, davacının takibinde kısmen haklı bulunduğu ve takibe itirazın haksız ve kötüniyetli olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 693.927.807.-TL.nın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, kabul edilen miktar üzerinden % 40 inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Davacı vekili dava dilekçesinde, hem itirazın iptalini hem de alacağın takip tarihinden itibaren faizi ve % 40 icra-inkar tazminatı ile birlikte tahsilini talep etmiştir. Oysa, itirazın iptali davası ile, genel hükümlere göre, açılmış tahsil davasının koşulları ve sonuçları birbirinden farklı olup, iki talep aynı davada birlikte öne sürülemez.
Bu durumda mahkemece, öncelikle davacı tarafa davasının itirazın iptali davası mı, yoksa genel hükümlere göre açılmış bir tahsil davası mı olduğu açıklattırılıp, buna göre davaya itirazın iptali davası veya tahsil davası olarak devam edilip sonuçlandırılması gerekirken, bu husus dikkate alınmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Öte yandan, davalı alacağın aslına itiraz etmemiş sadece uygulanan faiz oranına itirazda bulunmuştur. Yapılan yargılamada takip talebinde istenen faiz oranının, taraflar arasında düzenlenen sözleşmede öngörülen faiz oranından yüksek (fazla) olduğu ve davalının bu yönden takibe itirazında haklı bulunduğu saptanmış olmasına göre, İİK. nun 67/2 nci maddesi uyarınca davalının icra-inkar tazminatı isteminin reddi gerekirken, davalı aleyhine icra-inkar tazminatına hükmedilmesi de, isabetli olmamış ve kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) ve (2) nolu bentlerde yazılı nedenlerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24.04.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy