(2004 S. K. m. 72)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Adana Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 28.03.2001 tarih ve 1999/1016-2001/362 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 19.02.2002 günde davacı avukatı Aysel Karakuzu ile davalı avukatı Hülya Özveren gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Yaşar Arslan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, asıl ve birleştirilen iki davada, taraflar arasındaki 14.10.1996 tarihli sözleşmeyle müvekkilinin Ceyhanda kurulu iplik fabrikasının elektrik ihtiyacının davalı şirketçe sağlandığını, davalı tarafından gerçeğe aykırı olarak kaçak elektrik kullanıldığından söz edilerek buna ilişkin faturalar gönderildiğini ileri sürerek, müvekkilinin kaçak elektrik kullanımı savına dayalı borcu bulunmadığının tespitini ve ilgili faturaların iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı abonenin panolarda oynama yaparak kaçak elektrik kullandığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, sunulan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının tutanak düzenlenen aylardaki enerji tüketimi ile öncekiler arasında fark bulunmadığı, tutanakların Elektrik Tarifeleri Yönetmeliğinin 40/c ve 48/17 maddelerine uygun düzenlenmediği gerekçesiyle davaların kabulü ile davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine ve ilgili faturaların iptaline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının kaçak elektrik kullanmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki elektrik satış sözleşmesinin 14/2 maddesi hükmü ile sözleşmenin ayrılmaz parçası olduğu kararlaştırılan 13.07.1999 tarih ve 23754 sayılı RGde yayımlanan Elektrik Tarifeleri Yönetmeliğinin 40. maddesinde kaçak elektrik kullanımı oluşturulan haller örnekseme yolu ile sayılmış, ancak sınırlandırmayarak gibi durumlarda ibareleriyle kaçak elektrik kullanımı anlamına gelebilecek ve öngörülmeyen diğer bütün eylemler de bu kavram ve yaptırımları kapsamına alınmış, 48/a maddesinde de kaçak elektrik kullanımının saptanma yöntemi düzenlenmiştir.
Herşeyden önce, davalı şirketin üç görevlisi ve fabrika yetkilisince düzenlenip imzalanan 20.10.1999 ve 05.04.2000 tarihli tutanaklar anılan yönetmeliğin 48/a maddesinde belirtilen koşulları içerdiğinden, yapılan tespitlerin yöntemine uygun olduğunun kabulü zorunludur. Tutanakların içeriğine gelince; ilk tutanakta, sayaç mühürlerinde deformasyon ve diskinin düşmesi sonucu sayacın dönmemesi, ikinci tutanakta da ölçü hücresine müdehale edildiği saptanmış bulunmaktadır. Tutanaklarda belirlenen bu olgular, biçimsel olarak yönetmeliğin 40. maddesinde sayılan hallere uymasa bile, davacı abonenin gerçek elektrik harcaması gizleme veya eksik kaydettirme sonucunu doğuruyorsa kaçak elektrik kullanımının gerçekleştiğinin kabulü gerekir.
Ancak, kararın dayandırıldığı bilirkişiler kurulu raporu, tutanak içeriklerini özüyle değerlendirmekten ve uyuşmazlığı doğru çözüme götürmekten uzaktır. Bu bakımdan, bilirkişiler kurulu raporuna yönelik olarak davalı vekilince verilen 9.3.2001 havale tarihli dilekçede yer alan ciddi itirazlar üzerinde durularak, davacının fabrikasındaki dönemsel enerji sarfiyatı, üretim durumu gibi veriler de dikkate alınmak suretiyle tutanaklarda saptanan olguların içeriği ve doğuracağı sonuçlar karşısında kaçak elektrik kullanımının gerçekleşip gerçekleşmediği konusunda yeniden oluşturulacak uzman bilirkişiler kurulundan rapor alındıktan sonra karar verilmesi gerekirken, yetersiz bilirkişi raporuna dayalı karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, 250.000.000TL. vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 14.03.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy