(1163 S. K. m. 27)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Bursa Asliye 6. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 14.4.2000 tarih ve 1999/267-2000/302 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 1.5.2001 günde davalı avukatı M. Ali Genç gelip ile davacı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Harun Kara tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı kooperatifin ortağı olan müvekkili ile kooperatif yöneticileri arasında düzenlenen sözleşme ile tüm borcun 39.000 İsviçre Frangı olarak belirlenip kooperatif başkanına bu ödemenin yapıldığını, hiçbir borç kalmamasına rağmen müvekkilinin haksız olarak ihraç edildiğini ileri sürerek, ihraç kararının iptaline, davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında, davacının uyarılara rağmen aidat borçlarını ödemediğini, kooperatif başkanının davacı ile sözleşme yapmaya yetkili olmadığını, kooperatife bir ödeme yapılmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia ve savunmaya, toplanan delillere, bilirkişi raporuna nazaran, davacının kooperatif yöneticileri oranında düzenlenen sözleşme gereğince tüm ödemelerini yaptığı, ödemeleri kabul eden Mehmet Demir'in kooperatif başkanı olup, savunmasının yersiz olduğunu, bu itibarla ihraç kararının usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesi ile, davanın kabulüne, davacı hakkında verilen ihraç kararının iptaline ve davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
Dava, kooperatif ortaklığından ihraç kararının iptali ile menfi tespite ilişin olup, parasal yükümlülüklerini yerine getirmeyen davacıya gönderilen ikinci ihtarnamede 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun emredici 27 nci maddesine aykırı olarak 1 ay yerine 30 gün süre verilmesi nedeniyle, bu uyarının ihraç kararına dayanak yapılması mümkün olmadığından, davacı hakkında verilen ihraç kararının iptali bu sebeple yerinde ise de, davada ayrıca borçlu olmadığının tespiti istenmiş olup, mahkemece, davacının yaptığı ödemelerin davacıyı borçtan kurtardığı kabul edilerek davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş ise de, bu sonuca katılmak mümkün değildir. Şöyle ki, esasen ortaklığı yönünde bir çekişme olmayan davacı, tüm bakiye borcunun 39.000 İsviçre Frangı olarak hesaplanıp ödendiğini ileri sürerek bir takım belgeler ibraz etmiştir. Davacının ibraz ettiği tarihsiz Özel Sözleşmedir başlıklı belgede, kooperatifçe üretilen villalardan birinin (1.250.000.000) lira karşılığı 1997 yılı ilk altı ayında teslim edileceği kabul edilmiş ise de, ilgisiz Ali Demir'in kefil olduğu ve Mehmet Demir'in imzaladığı bu belgenin kooperatifi bağlayıcı bir yönü yoktur. Yine, 6.1.1999 tarihli Özel sözleşmedir başlıklı belgede davacının iki taksit halinde 39.999 İsviçre Frangı ödemesi karşılığında kendisine anahtar teslimi villa teslim edileceği kabul edilmiş ve bu belge kooperatif kaşesi altında başkan Mehmet Demir ve yönetim kurulu üyesi Halil Göre tarafından imza edilmiş ise de, davacının, yapacağı bir ödemeden söz edilmiş olup, bu belge kooperatife yazılmış bir ödeme olarak kabul edilemez. Kaldı ki diğer yönetim kurulu üyesinin imzası inkar edilmiştir. 29.12.1997 tarihinde noterde düzenlenen Taahhütname de ise, çok açık ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde, kooperatif başkanı Mehmet Demir ve kardeşi olduğu anlaşılan dava dışı Ali Demir'e verilen 39.000 İsviçre Frangı'nın bir şahsi borç olarak verildiği kabul edilmiştir. Adı geçenler, aldıkları bu borç karşılığında bir villanın borçsuz olarak davacıya teslimini taahhüt etmişlerdir. Davacı, şahsi borç olarak Mehmet ve Ali Demir'e verdiği bu paranın kooperatife adı geçenlerce ödendiğini kanıtlayamamıştır. Kooperatif kayıtlarına göre de böyle bir paranın kooperatife intikal etmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda, davacının, uyarılarda gönderilen miktarda borçlu olmadığını kanıtlayamaması nedeniyle, mahkemece, bu yöndeki isteğin reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, duruşmada vekil ile temsil olunan davalı yararına takdir olunan 100.000.000 lira vekillik ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 03.05.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy