(1163 S. K. m. 8) (743 S. K. m. 623, 626)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Şişli Asliye 2. Hukuk Mahkemesince verilen 09.11.2000 tarih ve 1999/1117 2000/987 sayılı kararınca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 08.05.2001 günde davalılardan avukatı gelip, davacı ve diğer davalı ile avukatları tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin birleşen dava davalısı kooperatifteki ortaklık hakkının, eski eşi olan davalı adına gösterildiğini; oysa yükümlülükleri sadece kendisinin yerine getirdiğini ileri sürerek, tahsis edilen konutta davalının hak sahibi olmadığının tespitini ve müvekkili adına tescilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, tarafların kooperatif payında müşterek malik olduklarını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Birleştirilen dava davalısı kooperatif temsilcisi, üyeliğin %50 şer pay sahipliği olarak devam ettiğini savunmuştur.
Mahkemenin davanın kabulüne dair verdiği karar, davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizin 21.9.1999 gün ve 4877-7016 sayılı kararında yazılı gerekçeyle ve kooperatif hakkında ayrı bir dava açılarak birleştirilmesi gerektiğine işaret edilmek suretiyle bozulmuştur.
Mahkemece bozma kararına uyularak, kooperatif hakkında açılan dava birleştirilerek yapılan yargılama sonunda, iddianın tanık beyanları ve aidatlara dair bonoların davacı elinde olması delilleriyle iddianın ispatlandığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kooperatif payında gerçek kişi davalının hak sahibi olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, iddia sabit görülerek hüküm kurulmuştur.
Dosya içerisinde mevcut ve diğer davalı kooperatif tarafından düzenlenmiş ortaklık senedinde, davacı ile birlikte davalı müşterek pay sahibi olarak gösterilmektedir. Davalı kooperatifin, her ikisini de bir payın müşterek sahibi olarak benimsediği, başlangıçta üye yükümlülüğüne dair bonoları dahi sözü edilenleri müşterek keşideci olarak yazmak suretiyle düzenlediği anlaşılmaktadır. Davacı da o tarihte eşi olan davalının müşterek ortak gibi gösterildiğini kabul etmekte; ancak bu durumun muvazaalı olduğunu, ayrılmadan önce gerçek duruma dönüleceği sözü verildiğini savunmaktadır.
Davalının üyeliğin oluşturulmasında davacı ile birlikte bir payda müşterek ortak olduğu anlaşıldığına göre, bu üyeliğin geçersiz olduğunu veya daha sonra payın tümüyle davacıya bırakılacağı konusunda anlaşıldığını ispat yükü davacıya düşmektedir. Oysa, toplanan delillerden böyle bir hususun sabit addedilmesini gerektirecek bir sonuca varmak imkanı mevcut görülmemektedir. Yanlar arasındaki boşanma anlaşmasında bu konuda bir hüküm bulunmadığı gibi, üye aidat senetlerinden bir kısmının davalı tarafından dosyaya ibraz edildiği de açıktır. Öte yandan, müşterek paydaşlıkta, paydaşlık konusu olan şey için yerine getirilmesi gereken edimlerin, diğer paydaştan çok daha fazla şekilde yerine getirilmesi, bu paydaşa diğer paydaştan edimine düşen ölçüsünde talepte bulunma hakkı dışında, payı tek başına sahiplenme hakkı veremez.
Mahkemece, davalı kooperatifin davacı ile davalı ...ı üyeliğin oluşturulmasında müşterek paydaş olarak kabul ettiği, bu durumun davacı tarafça da benimsendiği ve davalının paydaşlığının geçersiz olduğunu ispata elverişli herhangi bir delilin de bulunmadığı göz önünde tutularak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 100.000.000. lira duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 08.05.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy