(1163 S. K. m. 53)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Karşıyaka Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 03.06.1999 tarih ve 1997/374 1999/152 sayılı kararınca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı ... ve ... dan paylarına tekabül eden daireleri hisse devri ile aldığını, tüm ödemeleri zamanında yaptığını, buna karşın davalı kooperatifin genel kurul kararı olmadan her bir daire için 24.150.000. TL dubleks daire için 48.300.000. TL.nın % 15 faizi ile birlikte kendisinden talep ettiğini, oysa kendisinin borcundan fazla ödemeleri bulunduğunu ileri sürerek, davalı kooperatife karşı borçlu bulunmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, ortaklara karşı borç bildiriminin genel kurul kararları doğrultusunda yapıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, yaptırılan bilirkişi incelemesinde, davacının davalı kooperatife olan borçlarını düzenli olarak ödediği, davalı kooperatifin bir kısım paraları yasaya uygun olmayan kararlar alarak tahsil ettiği, bu kararların mutlak butlanla sakat olduğu ve tahsil edilmeyeceği, bu durumda davacının borçlu değil, alacaklı olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle, davacının borçlu bulunmadığının tesbitine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kooperatif ortaklığından kaynaklanan parasal yükümlülüklerden dolayı borçlu olmadığının tespitine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın 1994 yılı için talep edilen 48.300.000.-TL aidat borcu ile örtülü ödenek adı altında istenen 5.000.000. TL.lık meblağ ve bu miktarlara uygulanacak gecikme faizinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Aidat borçlarının genel kurul tarafından belirlenmesi gerektiği, belirlenen borç için geriye dönük faiz yürütülemeyeceği ve gecikme faizine faiz yürütülecek bir şekilde borç hesabı yapılamayacağı ve yine genel kurul toplantısını dilek ve temenniler kısmında ortakları borçlandıracak şekilde karar alınamayacağı ilke olarak doğrudur. Ne var ki, davalı kooperatif yönetim kurulunun 20.12.1993 tarihli kararı ile 1994 yılı için ortaklardan her pay için 24.150.000. TL aidat alınmasına karar verilmiş ve genel kurul kararı olmadığı halde ortaklar borçlandırılmış ise de, bilahare 24.02.1995 tarihli genel kurul toplantısında 20.12.1993 tarihli yönetim kurulu kararı paralelinde karar alınmış ve ödemede temerrüde düşen ortaklara yönelik ve geriye de etkili olmak üzere faizlendirme usul ve esasları belirlenmiştir. Gerek 25.02.1995 tarihli genel kurul toplantısında 1994 yılı için alınacak aidat borçları ve geriye yönelik faizlendirme bakımından alınan karar, gerekse 25.06.1994 tarihli genel kurul toplantısının dilekçe temenniler bölümünde her daire için 5.000.000. TL örtülü ödenek alınmasına ilişkin kararlar batıl kararlar olmayıp, ancak iptal kabil kararlardır. Bu davada anılan genel kurul kararlarının iptali talep ve dava edildiğine ve bu hususta açılmış başkaca dava olduğu da ileri sürülmediğine göre, halen geçerli genel kurul kararlarına dayalı borç hesaplanmasında bir isabetsizlik bulunmadığından, mahkemece, davanın reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 07.05.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy