(1086 S. K. m. 39, 40) (6762 S. K. m. 82, 341)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Şişli Asliye 4. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 26.09.2000 tarih ve 1999/873 - 2000/875 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi S. Ç. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirketin yönetim kurulu eski üyelerinden olan davalının şirket harcırah yönetmeliğine aykırı olarak düzenlediği belgeler ile kendi lehine harcırah tahakkuk ettirdiğini, ayrıca aldığı bir miktar avansı da kapatmadığını, toplam 502.662.440.-liranın tahsili için başlattıkları takibin, davalının haksız itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek, itirazın iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davacı şirketin defter ve kayıtlarına göre, iddianın sabit olduğu, davalının yönetim kurulu üyesi olması karşısında davacı defterlerinin yıl sonu kapanış tasdiklerinin olmamasından dolayı TTK.nun 82 nci vd. maddelerinden yararlanmasının mümkün olmadığı gerekçeleriyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı temyiz etmiştir.
1- Dava, davacı şirketin zarara uğratıldığı iddiasıyla yönetim kurulu üyesi olan davalıya karşı zararın tazmini için başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.
Dairemiz'in yerleşik uygulamasına göre, TTK.nun 341 nci maddesi uyarınca, böyle bir takip ve davanın şirket adına açılabilmesi için genel kurulda takip ve dava açılması yönünde karar alınması, takip ve davanın denetçilerden en azından biri tarafından asaleten ya da vekil aracılığı açılması gerekmektedir. Ancak, açıklanan koşullar dava şartı olmayıp, sonradan da tamamlanabilir. Dolayısıyla, bu yöndeki usulü eksiklik davanın hemen reddini gerektirmez.
Somut olayda, davacı şirket vekili, dönemin yönetim kurulu başkan vekili ile finans koordinatörü sıfatlarını taşıyan kişilerce verilmiş vekaletnameye göre takip ve davayı açmıştır. Dava ve takip dosyası içerisinde davalı hakkında sorumluluk davası veya takibinin açılmasına ya da açılan takip veya davaya muvafakat verilmesine ilişkin bir genel kurul toplantı tutanağı da bulunmamaktadır.
Bu durumda, mahkemece, HUMK.nun 39-40 ncı maddeleri hükümleri uyarınca, davacı tarafa süre verilerek, genel kurulca açıklanan şekilde bir karar alınmasına ve takip tarihi itibariyle şirketin denetçilerinden en az birinin davayı açan vekile vekaletname vermesine olanak tanınmak, bu koşullar yerine getirilmeden esasa girilmemek, verilen süre içerisinde bu koşullar yerine getirilmez ise dava reddedilmek gerekirken, re'sen dikkate alınması gereken bu yön üzerinde durulmadan, esasa girilip, hüküm tesisi, doğru olmamıştır.
2- Yukarıda açıklanan bozma neden ve şekline göre, davalının temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, hükmün davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalının temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10.05.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy