(818 S. K. m. 41, 49, 113)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 31.10.2000 tarih ve 2000/12-1048 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ahmet Susoy tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili müvekkiline ait araçla davalı şirket nezdinde kasko sigortalı vasıtanın çarpışması nedeniyle sigortalı araçta meydana gelen hasar bedelinin tahsili amacıyla müvekkili ile zorunlu trafik sigortacısı aleyhine dava açıldığını, dava dilekçesinin tebliğinden sonra müvekkilinin sigortacısınca talep edilen 95.000.000 TL'nin ödenip ibraname alındığını, bu nedenle diğer davanın müvekkilince takip edilmediğini, anılan mahkeme kararına istinaden müvekkilinin evine hacze gelinip mükerrer tahsilat yapıldığını ileri sürerek dosyaya mükerrer ödenen 138.200.000 TL ile 150.000.000 TL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili davaya cevabında icra takibinin kesinleşmiş mahkeme kararına dayandığını, gerek icra takibini yapıldığı tarihte ve gerekse icrai haczin tatbik edildiği tarihte borcun tamamının ödenmesinin söz konusu olmadığını, davacı sigortasına verilen ibranamenin sadece sigorta şirketini ibraya mahsus olduğunu, davacıyı ibra amacını taşımadığını ve icraen tahsil olunanın davacı sigortasından tahsil edilen miktarın düşümü sonucu bulunan rakamda olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna nazaran davacı sigortacısının poliçe teminatının 250.000.000 TL olup, davalı şirketçe açılan davadaki istemin 95.513.019 TL bulunduğu, bu durumda davacı sigortasından tüm alacağın tahsilinin mümkün bulunduğu, artık davalının davacı sigortasına vermiş olduğu ibranamenin davacı açısından da sonuç doğuracağı, aksinin kabulü halinde iki sigorta şirketinin anlaşarak sigortalının teminatını elinden almasının mümkün olacağı gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü ile 128.200.000 TL'nin 26.4.1999 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline artan istemin reddine karar verilmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve B.K'nun 113. maddesi gereğince asıl borç tediye ile veya sair surette sakıt olduğu takdirde kefalet ve rehin v.s. fer'i hakların dahi sakıt olmasına, evvelce işleyen faizleri talep hakkının mahfuz bulunduğunun beyan edilmemiş veya halin icabından neşet eylemiş olmadıkça bu faizlerin dahi istenemeyecek bulunmasına, somut olayda asıl borcun davacının sigortacısınca ödenmiş olup, ortadan kalkmış bulunmasına ve davalının bundan böyle geç ödemeden doğan temerrüt faizi alacağını isteyebilmesinin asıl borcun ödenmesi esnasında faizleri ve yargılama giderlerini isteyebilme hakkını saklı tutmasına bağlı bulunmasına ve davalı tarafından böyle bir kaydın ödeme belgesine konulmamış bulunmasına nazaran davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 4.373.000 lira temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 28.05.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy