(6183 S. K. m. 1)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kayseri 3. Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 25.1.2001 tarih ve 2000/595-2001/73 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ayşe Altun tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili bankanın Kayseri şubesi tarafından davalı şirket lehine, diğer davalı şahısların müşterek borçlu ve müteselsil kefaletleriyle ithalat akreditifi açıldığını, ithalata konu vergi bedelinin tahsil edilip, ithalat işleminin gerçekleştiğini, ithalatın DİİB. Kapsamında yapıldığını belirten davalıların vergi bedelini müvekkili bankadan çektiklerini, ithalata ilişkin tebliğ gereğince davalıların vergi bedelini çekmelerinin usulsüz olduğunu ileri sürerek, 168.096.296 liranın 18.6.1998 tarihinden itibaren Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Kanun'da gösterilen vergi cezası ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, davaya konu ithalat akreditifi kapsamındaki emtianın 24.4.1998 günü Dahilde İşleme İzin Belgesi kapsamında ithalatın gerçekleştirildiğini, müvekkilinin TC. Devletini herhangi bir vergi kaybına uğratmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalılar yanıt vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve dosya kapsamına göre, davalı tarafın yaptığı ithalata ilişkin işlemlerin yapılması, verginin kesilip tahsil edilmesinden sonra DİİB. Kapsamına alındığı, davacı tarafın dayandığı tebliğ gereğince iade edilmemesi gereken verginin davalılara iade edildiği, davacı tarafından kesilen verginin ödenmesinde müşterek ve müteselsil sorumluluğunun söz konusu olması nedeniyle, bunu geri isteme yetkisinin bulunduğu, ancak davacının herhangi bir kuruma ödeme yapmadığı, kendisinden gecikme zammı, temerrüde düştüğü tarihten itibaren faiz isteyebileceği gerekçesiyle, 168.096.296 liranın 11.3.2000 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan alınıp, davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
1- Davacı vekili, vergiye tabi işlem nedeniyle tahsil edilen bedelin, davalılarca bilahare işlemin vergiye tabi olmadığını beyan ederek müvekkili bankadan çektiklerini ileri sürerek, Vergi Dairesi'ne ödenecek olan bedelin fer'ileri ile birlikte davalılardan tahsilini istemiştir. Davacı banka, dava konusu vergi miktarını ilgili Vergi Dairesi'ne ödediğini iddia ve ispat etmemiştir. Davacının, ödemediği veya ödemeye tevessül etmediği bir bedelin, davalılardan rücuen tahsili amacı ile dava açması mümkün bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın kabulü doğru görülmemiş, kararın davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin temyizine gelince; Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalılar yararına BOZULMASINA, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harçların istekleri halinde temyiz eden taraflara iadesine, 11.06.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy