(6762 S. K. m. 1263, 1264, 1269, 1270, 1271) (2918 S. K. m. 20)
Dava : Taraflar arasında görülen davada Niksan Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 14.12.1999 tarih ve 1998/280-1999/344 sayılı kararınca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi .....tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili müvekkiline ait aracın davalı şirket nezdinde kasko sigorta poliçesi ile sigortalı olduğu dönemde meydana gelen trafik kazası neticesinde hasarlanmasına rağmen hasar bedelinin ödenmesinin yanaşılmadığını ileri sürerek, 1.500.000.000 TL hasar bedelinin faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı sigorta vekili davaya cevabında aracın haricen sürücü olan Adnan Tepebaşına satışının yapılmış olması nedeniyle menfaat sahibinin değişmiş olması nedeniyle poliçe genel şartlarının C.5 maddesi uyarınca sözleşmenin kendiliğinden münfesih olduğunu savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna nazaran davacının aracı kazadan önce dava dışı Adnan Tepebaşına haricen sattığı, araç üzerindeki menfaat sahibinin değişmiş olması nedeniyle araç üzerinde menfaati kalmadığı, sigortanın amacının menfaat ve menfaat sahibini korumak olduğu gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1- TTK. nun 1263 ncü maddesinde sigorta bir akittir ki bununla sigortacı bir prim karşılığında diğer bir kimsenin para ile ölçülebilir bir menfaatini halele uğratan bir tehlikenin, bir rizikonun meydana gelmesi halinde tazminat vermeyi yahut birkaç kimsenin hayat maddeleri sebebiyle veya hayatlarında meydana gelen bir takım hadiseler dolayısıyla bir para ödemeyi veya sair edalarda bulunmayı üzerine alır şeklinde tanımlanmış, aynı kanunun 1269 ncu maddesinde ise, hangi menfaatlerin kimler tarafından kendi adlarına sigorta ettirebileceği gösterilmiş, ondan sonra gelen 1270 ve 1271 nci maddelerde ise, bir kimsenin nam ve hesabına yapılan sigortalara ilişkin hükümler konulmuştur. TTK.nun 1264 ncü maddesinde ise, 1269 ncu madde hükmünün amir hüküm olduğu, aksine yapılacak sözleşmelerin batıl olacakları açıklanmıştır. Dairemizin 19.11.1993 gün ve E:1992/6717, K:1993/7530 sayılı içtihadında açıklandığı gibi mal sigortalarında, sigorta konusu mal değil, menfaattir. Bu itibarla sigorta akdini yaptıran kimsenin bir malı sigorta ettirmekte para ile ölçülebilir bir menfaatinin olması gerekir, aksi halde TTK. nun 1264/2.maddesi uyarınca sigorta sözleşmesi batıl olur. Bu durumda 1269 ncu maddede açıklandığı gibi araç maliki veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla yapılan satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya malikin adi veya rehinli alacaklısı, uzun süreli kiracı, Finansal Kiralama Sözleşmesine istinaden elinde bulunduran kişi, hukuki bir akde istinaden ariyet olarak elinde bulunduran ve buna mümasil para ile ölçülebilir bir menfaati bulunan kişilerin kasko sigorta akdi yaptırabileceği açıktır. Kasko Sigortası Genel Şartlarının C.5 maddesinde öngörülen (menfaat sahibinin değişmesi halinde sigorta sözleşmesinin kendiliğinden feshi) hükmünün ne anlama geleceğinin tespitine gelince; burada yeni bir hukuki tasarrufla sigortalının sigorta akdini yaptırmakla menfaatinin son bulması ve bu menfaatin sigortalıdan başkasına geçmesi anlamında bulunduğunu kabulde zorunluluk vardır.
Diğer taraftan, haricen satın aldığı aracı kasko sigorta yaptırmak isteyen kişinin, aracın maliki olduğunu uygun belgelerle kanıtlayamadığı hallerde, TTK. nun 1264/2.maddesi gereğince bu akdin batıl olacağı gerekçesiyle sigorta akdi yapmayacağı ortada iken, davalının, aracın haricen satılması ile menfaat şartının değiştiği ve sigorta akdinin sona erdiğini ileri sürmesi doğru görülmemiştir.
Olayı 2918 sayılı yasanın 20/d maddesi açısından incelendiğinde aşağıdaki sonuçlara varmak mümkündür.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 28.3.1995 gün ve 3176 sayılı yasa ile değişik 20/d maddesi gereğince, noterlerce yapılmayan her çeşit satış ve devirler geçersizdir hükmü getirilmiştir. Bu hüküm kamu yararı ve kamu düzeni amacıyla getirilmiştir. Nitekim kanun koyucu noter senedi ile satın aldığı aracı 2918 sayılı yasanın 20/e maddesi gereğince bir ay içinde Trafikte adına tescil ettirmeyen yeni malikin cezalandırılacağını hükme bağlamıştır. Bu kurallar ortada iken, aracın haricen satın alındığını iddia eden şahsın beyanına itibar edilerek 3.şahsın malik olduğunun kabulü ve menfaat sahibinin değiştiği ve binnetice sigorta akdinin sona erdiğinin savunulması ve bu durumun mahkemece de kabulü haklı görülememiştir.
2) Öte yandan, dava sigorta tazminatının ödettirilmesi istemine ilişkindir. Sigorta poliçesinde dain ve mürtehin olarak dava dışı T.İş Bankası Sirkeci Şubesinin gösterildiği anlaşılmaktadır.. Davacıların sigorta poliçesine dayalı olarak talepte bulunabilmesi için dain ve mürtehinin bu konuda açık muvafakat vermesi gerekmektedir. Mahkemece açıklanan husus nazara alınarak, bu konuda ispat yükü üzerine düşen davacıya dain ve mürtehininden sigorta tazminat alacağını istemesine izin verdiğine dair muvafakat name ibraz etmek üzere münasip bir önel verilerek, sonucuna göre işlem yapılması gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle dahi bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda 1 ve 2 numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 07.05.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy