(6762 S. K. m. 644, 708, 730) (818 S. K. m. 61)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 3. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 4.12.2000 tarih ve 1999/1448-2000/1384 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ahmet Susoy tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili bankanın borçlusu tarafından borcuna karşılık verilen, keşidecisi davalı olan çekin yasal süresi içerisinde muhatap bankaya ibraz edilememesi nedeniyle icra takibi yapılamadığını, TTK'nun 730. maddesi delaletiyle 644.maddesine göre davalının sebepsiz zenginleşmiş olması nedeniyle 500.000.000 TL çek bedelinin keşide tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve dosyadaki kanıtlara nazaran dava dışı Mehmet Yeşilçimen'in bankanın kredi müşterisi olup, bankaya borçlu bulunduğu u nedenle davaya konu çekin temlik amacıyla bankaya verildiği, hamilin tahsil edemediği çek bedeli kadar fakirleştiği ve sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre çek bedelini keşideci olan davalıdan talep edebileceği, faize ise dava tarihinden itibaren hükmolunmasının gerektiği, çünkü davacının çekin zamanaşımına uğramasından sonra dava tarihi itibarıyla bu çeke dayanarak talepte bulunduğu gerekçeleriyle davanın kabulü ile 500.000.000 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek %80 reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacının, TTK. nun 644. maddesine dayalı olarak açılmış bulunduğu sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayalı işbu davada, çekin tanzim tarihinden itibaren temerrüt faizi de talep etmiş bulunmaktadır. Konuyu özel olarak düzenleyen sözü edilen maddede, bu konuda açık bir düzenleme bulunmamakla birlikte davanın sebepsiz zenginleşme ilkelerine dayalı bir talep şekli olduğu belirlenmiş bulunmaktadır. O halde, uyuşmazlığın çözümünde bu hukuki dayanağın ilkelerinden yararlanılması gerekir. Nitekim doktrinde de bu davada faizin genel hükümlere göre istenebileceği vurgulanmıştır (Bkz. F. Öztan, Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara 1997, 2. Bası, sh.904-907). BK.nun 61. ve onu izleyen maddelerinde düzenlenmiş olan sebepsiz zenginleşme taleplerinde, ana alacağa sebepsiz zenginleşmenin meydana geldiği tarihten itibaren temerrüt faizi yürütülmesi gerektiği uygulamada kabul edildiğine göre, TTK. nun 644. maddesine dayalı davalarda da sebepsiz zenginleşmenin vaki olduğu tarihten itibaren temerrüt faizine hükmedilmesi gerekir.
Dava konusu, kambiyo senedi çek niteliğinde olduğuna göre, sebepsiz zenginleşmenin oluştuğu tarih ve şayet çek ibraz edilmiş ise ibraz günü, ibraz edilmemiş ise ibrazı gereken son gün olarak kabul edilmelidir. Olayda çekin bankaya ibraz tarihine ilişkin şerh düşülmediğine göre, mahkemece, düzenleme tarihine nazaran TTK. nun 708. maddesi uyarınca hesaplanacak ibraz süresinin bitim gününü takip eden günden itibaren davacı yararına temerrüt faizine hükmedilmesi gerekirken, dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.06.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy