(7201 S. K. m. 21, 32)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 4. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 25.10.2000 tarih ve 2000/350 - 2000/606 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ayşe Altun tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatifin ortağı olduğunu, akçalı yükümlülüklerini yerine getirmediği gerekçesiyle kooperatif ortaklığından çıkarıldığını, yurt dışında yaşayan müvekkiline ihtarname vs gönderilmediğini, Türkiye'ye geldiğinde tesadüfen ihraç edildiğini öğrendiğini ileri sürerek, ihraç kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, ihraç kararının davacıya 02.12.1999 tarihinde tebliğ edildiğini, davanın üç aylık sürede açılmadığını, ihtarnameler ve ihraç kararının, davacı tarafından bildirilen adrese tebliğ edildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının ortaklığa giriş taahhütnamesinde belirttiği adrese iadeli taahhütlü olarak ihtarnamelerin gönderildiği, tebligatların Yasa'ya uygun yapıldığı, davanın ise üç aylık hak düşürücü sürede açılmadığı, davacının, kendi kusurundan lehine sonuçlar çıkaramayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, kooperatif üyeliğinden ihraca dair yönetim kurulu kararının iptali istemine ilişkindir. Ortaklığa giriş taahhütnamesinde davacı adresi Siyavuşpaşa Mah S. Paşa Cad. No:12/5 Bakırköy yazılı olup, ihtarnameler ve ihraç kararı bu adrese tebliğ edilmiştir. Davacı ise, belirtilen adreste oturmadığını, bizzat kendisine tebligat yapıldığına dair şerhi içeren 1 nci ihtarname tebligat parçasındaki imzanın kendisine ait olmadığını, yurt dışında bulunduğunun davalı tarafından da bilindiğini iddia etmiştir. Gerçekten de, 11.10.1996 tarihli 1. ihtarnamenin keşide edilmesinden önceki döneme ait tüm banka havale dekontlarından, davacı adresinin Liebermannstr. 41-A 22605 Hamburg Deutschland olduğu anlaşılmaktadır. Davalı taraf, 1990 tarihinden itibaren aynı adresten gönderilen aidatların kooperatif kayıtlarına intikal etmediği yönünde bir savunmada da bulunmamıştır. İhraç kararı da, davacının bilinen son adresine değil, önceki adresine Tebligat Kanunu'nun 21 nci maddesine göre tebliğ edilmiş olup, usulsüzdür. 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 32 nci maddesi uyarınca, usulüne aykırı yapılan tebligattan muhatap haberdar olmuş ise, muhatabın beyan ettiği tarih, tebligat tarihi olarak kabul edilmesi gerekmektedir. Mahkemece, anılan Yasa hükümleri dikkate alınarak, davanın üç aylık hak düşürücü sürede açılıp açılmadığının buna göre değerlendirilmesi gerekirken, son adresinin davalı kooperatif tarafından bilindiği ve buna rağmen tebligatların yanlış adrese çıkarılması nedeniyle usulsüz olduğu yönündeki davacı iddiaları araştırılmadan, eksik inceleme ve yazılı gerekçeyle davanın reddedilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.06.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy