(6762 S. K. m. 1283)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 5. Ticaret Mahkemesince verilen 18.12.2000 tarih ve 1999/1464-2000/1362 sayılı kararınca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 26.6.2001 günde davacı avukatı ile davalı avukatı gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı şirkete kasko sigortalı müvekkiline ait aracın kaza yaparak hasarlanmasına rağmen (27.504.000.000) lira sigorta tazminatının ödenmediğini ileri sürerek, bu meblağın reeskont faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, talebin fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere, bilirkişi raporuna nazaran, sigortalı aracın kaza yaparak pert olacak şekilde hasarlandığı, davalının 23 milyar lira sigorta tazminatından sorumlu olduğu, ancak, aracın hurda olarak bilahare (10.050.000.000) liraya davacı tarafından satılması nedeniyle bu miktarın mahsubu gerektiği, satış tarihine kadar davalının tüm tazminat tutarı ile temerrüdünden sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, (12.950.000.000) liranın dava tarihinden yürütülecek reeskont faizi ile davalıdan tahsiline, ayrıca davalının 10.050.000.000 liranın dava tarihinden 8.12.2000 tarihine kadar yürütülecek reeskont faizinden de sorumlu tutulmasına karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava, kasko sigorta poliçesine dayalı tazminat isteminden kaynaklanmaktadır. TTK. nun 1283 üncü maddesi hükmü gereğince sigortacı gerçek zarar tazmin ile yükümlü olup, gerçek zararın ise, hasara uğrayan sigortalı emtianın şayet bir iktisadi değeri mevcut ise, bu değerin dahi tenzilinden sonra bulunacak zarar olduğu muhakkaktır. Somut olayda, kaza sonucu pert olduğu kabul edilen sigortalı aracın yargılama sırasında davacı tarafından (10.050.000.000) liraya satıldığı çekişmesiz olduğuna ve sigortalı araç üzerindeki hakimiyet ve tasarruf yetkisinin baştan beri davacı elinde olduğu anlaşılmasına göre artık, sigortacının sorumlu olduğu gerçek zararın (23.000.000.000-10.050.000.000=12.950.000.000) lira olduğunun ve davalının yalnız bu miktar ve bu miktarın temerrüt faizinden sorumlu olduğunun kabulü gerekir. O halde, mahkemece davalının sovtaj değerinin faizinden de sorumlu tutulması doğru olmamıştır
2- Kabul şekline göre de, kararda davalının (12.950.000.000) lira yanında 10.050.000.000 liranın dava tarihinden aracın satıldığı tarih olan 8.12.2000 tarihine kadar faizinden de sorumlu tutulmasının amaçlandığı halde hüküm fıkrasının ilk bendinde infazda tereddüt yaratacak şekilde (23.000.000.000) liranın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesi şeklinde karar verilmesi de isabetsiz olmuştur.
Sonuç: Yukarıda 1 ve 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, davalı duruşmada vekil ile temsil olunduğundan taktir olunan 100.000.000 lira vekillik ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 28.06.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy