(6762 S. K. m. 1266, 1290, 1294) (7397 S. K. m. 26, 28)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 8. Ticaret Mahkemesince verilen 09.02.2000 tarih ve sayılı 1999/5 2000/18 kararınca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ....... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı sigortacı vekili, davalıya ait aracın kasko sigorta poliçesi düzenlendiği sırada sigorta ettirenin beyanına dayalı olarak % 20 evlilik, % 10 26 yaş ve üzeri, % 15 alarm, % 5 memur/işçi, % 5 hanım sürücü, % 10 plaka prim indirimi uygulandığını, ancak rizikonun gerçekleşmesi sırasında davalının bu beyanlarından evlilik 26 yaş, tek sürücü ve hanım sürücü koşullarına aykırı davrandığının anlaşıldığını aracın kaza sonucu hasarlanması üzerine sözleşmeli tamir servisine 1.288.600.610 TL.ödenmek zorunda kalındığını poliçe hükümlerine belirtilen özel indirim şartlarının oluşmadığı takdirde tazminat miktarından da aynı oranda indirim yapılması gerektiğini ileri sürerek, 576.867.834 TL.tutarındaki fazla ödemenin ödeme tarihinden itibaren en yüksek banka ıskonto faizi ile birlikte davalı sigorta ettirenden tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili müvekkilinin poliçe düzenlendiği sırada hiçbir indirim isteminde bulunmadığını kendisinden istenen prim miktarını ödediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara göre, T.T.K.nun 1290. maddesi gereğince sigortalının sözleşme yapmamayı ya da daha ağır koşullardan yapmayı gerektirir bütün hususları bildirmemesinin sigorta, şirketine 1 ay içinde cayma hakkı verdiği, riziko gerçekleştikten sonra cayma hakkının kullanılamayacağı, ancak davalının sorulara yanlış cevap vermesi durumunda sorumluluğunun eksik ödenen prim kadar olması gerektiği gerekçesiyle, davanın 117.015.470 TL. olarak kısmen kabulüne, fazla istemin ise reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, davada taraflar arasındaki kasko sigorta poliçesinin düzenlenmesi aşamasında, davalı sigorta ettirenin özel indirim istekleri hakkında yanlış beyanda bulunması nedeniyle eksik prim tahsiline neden olduğu, bu sebeple yine poliçede yer alan özel şartlara göre, sigorta ettirene ödenen sigorta hasar bedelinin eksik prime oranlanarak tenkisi gerektiği halde, bedelin tamamının ödendiği ileri sürülerek, bu oranlanmaya göre fazla ödenen sigorta bedelinden 576.867.843. TL. nın sigorta ettiren davalıdan istirdadına ilişkin bulunmaktadır.
Kasko sigorta poliçesinde yer alan özel indirim koşullarına davalı sigorta ettirenin rizikonun gerçekleşmesi aşamasında uymadığı hususu sabit olup, bu husus taraflar arasında çekişmesizdir.
Poliçede yer alan özel indirim koşullarına sigorta sözleşmesi kurulurken aykırı davranılmamış olup, rizikonun gerçekleşmesi sırasında davalı sigorta ettirenden bir başkasının bu koşullara uymadığı halde aracı kullandığı anlaşılmaktadır. Bu sebeple, sigortacının rizikodan önce cayma hakkını kullanması düşünülemez. Bu durum karşısında mahkemenin, sigorta ettirenin cayma hakkının süresinde kullanmadığına ilişkin tespit ve kabulü isabetli bulunmamaktadır.
Davacı sigortacı, sigorta poliçesinde yer alan özel şartlara dayanarak sigorta hasar bedelinin indirilmesi gerektiğini ileri sürmektedir. Gerçekten de, anılan poliçede (Özel İndirimlere Uymama Halleri) başlıklı özel koşul maddesinde (Hasar meydana gelmesi durumunda, sigortalının poliçede belirtilen özel indirim haline uymadığı tespit edilirse, ödenecek tazminattan aşağıdaki oranlarda indirim yapılır.) hükmü yer almakta olup, maddenin devamında her bir özel indirim nedenine göre, eksik tahsil edilen prim yüzdesi üzerinden oranlama indirim rakamları açıkça belirlenmiştir.
Sigorta sözleşmesindeki prim indirimleri ile bu indirim koşullarına uymama halinde uygulanacak müeyyidenin, sigorta şirketlerince poliçeye özel şart olarak konulmasını engelleyecek bir hüküm ne T.Ticaret Kanununda ne de Sigorta Murakabe Kurumunda (SMK) yer almamıştır. Aksine, gerek TTK. nun 1266 son fıkrası 1294/1. maddeleri, gerekse yapılan son değişikliklerle SMK. nun 26 ve 28 nci maddelerine göre hayat sigortaları ve süresi bir yılı aşan sağlık sigortaları ve zorunlu sigortalar dışında kalan sigorta sözleşmelerinde uygulanacak hükümlerin sigorta şirketi tarafından serbestçe belirlenmesi ilkesi kabul edilmiştir. Aynı maddelerde yer alan Müsteşarlıkça tasdik keyfiyeti ise, genel şartlara ilişkin olup, poliçe de yer alan özel hükümlerin genel şartlara aykırılığı da davada ileri sürülüp, kanıtlanabilmiş değildir.
Bu durum karşısında Mahkemece, poliçede açıkça yer alan bu hükümlere aykırı olarak özel şartı geçersiz sayarak, sigortacının sadece eksik aldığı kabul edilen prim üzerinden ve bu miktarla sınırlı olarak davanın kabulü ile fazla istemin menfaatler dengesine ters düşecek şekilde reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş ve kararın bu yönden davacı sigortacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine 08.10.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy