(1163 S. K. m. 98) (818 S. K. m. 53) (6762 S. K. m. 336) (1086 S. K. m. 388)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Bodrum Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 19.09.2000 tarih ve 1996/674 - 2000/471 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ahmet Susoy tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar, kendilerinin S.S. Tanksoy Konut Yapı Kooperatifi denetçileri olup, davalıların ise, eski yönetim kurulu üyeleri olduklarını, davalıların görev yaptıkları süre içerisinde bir takım usulsüz harcamalarla kooperatife zarar verdiklerini, haklarında 31.03.1996 tarihli genel kurulda dava açılmasına karar verildiğini ileri sürerek, toplam (194.098.464) TL tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmişler, yargılama aşamasında kooperatif tüzel kişiliğince davaya müdahale edilerek denetçilerce belirtilen hususlar tekrarlanmıştır.
Davalılar M. Muvahhit Baymur ve Melis Akdeniz vekili, davanın reddini istemiştir.
Davalı Numan Arslanyer, davanın reddini savunmuştur.
Davalı Yıldız Ergüler, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve kesinleşen ceza mahkemesi kararı ve bu dosyada alınan bilirkişi raporuna nazaran, davalıların zimmet ve görevi kötüye kullanma suçlarından ötürü beraatlarına karar verildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı kooperatif denetçileri vekilince temyiz edilmiştir.
1- Mahkemece hükme dayanak alındığı anlaşılan ceza mahkemesi kararındaki olgular ile, işbu dava dosyasının konusunu oluşturan ve davalı eski yöneticilerin sorumluluklarını gerektirdiği iddia edilen olgular arasında hiçbir benzerlik bulunmamaktadır. Bu durumda mahkemece, ceza dosyasında alınan bilirkişi raporu hükme dayanak alınarak, davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2- Ayrıca, davalılar hakkında verilen ceza mahkemesi kararı delil yetersizliğine dayalı beraat hükmü içerdiğinden, anılan kararın hukuk hakimini bağlaması mümkün olmamakla (BK. nun 53 ncü maddesi) 1163 sayılı Yasa'nın 98 nci maddesi yollamasıyla, TTK. nun 336 nci maddeleri kapsamında iddia olunan fiiller açısından davalıların sorumlu olup, olmadıklarının irdelenmesi ve sorumlularsa, sorumluluklarının miktarının belirlenip hüküm altına alınması gerekirken, yanlış gerekçe ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
3- Yine, HUMK. nun 388 nci maddesi uyarınca, davadaki taraf isimlerinin doğru olarak gösterilmesi zorunlu olup, dava kooperatif adına denetçiler tarafından açıldığına göre, karar başlığında davacı tarafta kooperatifin ve denetçilerin gösterilmesi gerekirken, yargılama sırasında değiştirildikleri anlaşılan eski denetçilerin davacı olarak gösterilmeleri hatalı olmuş ve kararın açıklanan nedenle dahi bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1), (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22.10.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy