(6762 S. K. m. 381) (559 S. KHK. Geç. m. 2)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 4. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 15.12.2000 tarih ve 1999/562 - 2000/1179 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacılar vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 09.10.2001 günde davacı avukatı Atilla Altok ile davalı avukatı Teoman Seyithanoğlu gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Hüseyin Ulus tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekilleri, müvekkillerinin toplam %49 paylı ortağı olduğu davalı şirketin 28.07.1997 ve 28.08.97 tarihli genel kurullarının (B) Grubu hisse sahiplerine bildirilmeden ve nisaplara uyulmadan yapıldığını, anasözleşmeye aykırı şekilde sadece (A) Grubu üyeleriyle yönetim kurulunun oluşturulduğunu ve alınan kararların yok hükmünde olduğunu ileri sürerek, anılan genel kurullarda alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespitini talep ve dava etmişlerdir.
Davalı vekili, üç aylık sürenin geçirildiğini, davacıların tasfiyeyi amaçladıklarını, çağrıların bilinen tek adrese yapıldığını ve toplantı nisapları ile alınan kararlarda bir usulsüzlük olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan deliller ve yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucuna göre, alınan kararların hükümsüz sayılmasının mümkün olmadığı yolundaki bilirkişi görüşü benimsenerek davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekilleri temyiz etmiştir.
Dava, anonim şirket genel kurul kurullarında alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulmuştur.
Dava konusu genel kurullar 28.07.1997 ve 28.08.1997 tarihli olup, bu tarihlerden önce tescil ve ilan edilen anasözleşmenin değişik 21 nci maddesi uyarınca, genel kurullarda kararların sermayenin en az %75 ine malik pay sahiplerinin huzuruyla verilmesi gerekmektedir. Burada sözü edilen nisap, toplantı yetersayısına ilişkindir. Her iki genel kuruldaki toplantı nisabının da anasözleşme ile saptanan nisaba ulaşmadığı, bu suretle anasözleşmede öngörülen toplantı yetersayısının oluşmadığı anlaşılmaktadır. Böyle bir durumda ise geçerli genel kurul toplantılarının varlığından söz edilemez. Dairemizin kökleşen uygulaması da bu yöndedir. 559 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 2 nci maddesi uyarınca yapılacak zorunlu sermaye artırımlarında, imtiyazlı senet sahiplerinin ayrı toplantı ile karar vermeleri şartı uygulanmaz ise de; anasözleşmedeki yetersayılar oluşmadan toplanan bir genel kurulda alınan kararların yok hükmünde olduğunun kabulü gerekmektedir. Mahkemece açıklanan hususlar ve butlan iddiasının herhangi bir süreye tabi olmadığı hususu nazara alınarak davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin, temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.10.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy