(6762 S. K. m. 312, 330, 1301)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Nevşehir Asliye 1.Hukuk Mahkemesince verilen 03.05.2001 tarih ve 2001/90 2001/166 sayılı kararın ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin hissedarı olduğunu, davalı şirketin yönetim kurulunun 7 kişiden oluştuğunu ancak anasözleşmesinin 8 nci maddesinin, TTK.nun 330 ncu maddesine aykırı şekilde düzenlenmesi nedeniyle 4 kişi ile kararlar alındığını, bu şekilde verilen 20.10.2000 günlü yönetim kurulunun görev dağılımına ilişkin kararının geçersiz olduğunu, ayrıca yönetim kurulu toplantısının şirket merkezi ya da yönetim kurulunca uygun görülen yerde yapılacağına dair 8/7 maddeye aykırı olarak ......... Otelinde toplanılarak alınan 2000/5 nolu kararlarında geçersiz olduğunu ileri sürerek, davalı şirketin yönetim kurulunun karar nisabına ilişkin 8 nci maddesinin ve bu şekilde karar alınan 20.10.2000 tarihli kararların iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, TTK.nun 330 ncu maddesinde aksine anasözleşmede hüküm yok ise denildiği için anasözleşmenin 8 nci maddesinde 7 kişilik yönetim kurulunun toplantı ve karar nisabının 4 olduğunun belirlendiğini, kararlarında bu nisapla alındığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamından TTK.nun 1301 nci maddesi uyarınca toplantı nisabının yönetim kurulu üye tam sayısının yarısından bir fazlası davalı şirket anasözleşmesinin 8/5 nci maddesindeki yönetim kurulunun 7 kişilik olması halinde, toplantı yeter sayısının dört, 5 kişi olması halinde ise yetersayısının 3 olmasının öngörüldüğü hükmün geçerli olduğu, TTK.nun 330/1 nci maddesine aykırılık teşkil etmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava konusu olan uyuşmazlık, anonim şirketlerde yönetim kurulu toplantısında yasada öngörülen toplantı yeter sayısının ana sözleşme değişikliği ile azaltılıp, azaltılamayacağı noktasında toplanmaktadır.
Bu hususu düzenleyen TTK.nun 330/1. maddesinde toplantı yeter sayısı, ana sözleşmede aksine hüküm olmadıkça yönetim kurulunun üye sayısının en az yarısından bir fazlası alınarak açıklanmıştır.Oysa, davalı anonim şirket ana sözleşmesinin 8/5 nci maddesinde, 3 kişilik bir yönetim kurulu ön görülmemiş, en az 5, en çok ise 9 kişilik yönetim kurulu üyelerinin bu kurulda görev yapabileceği öngörülmüştür. Keza, aynı maddede 5 kişilik yönetim kurulunun 3, 7 kişilik yönetim kurulunun 4 ve nihayet 9 kişilik yönetim kurulunun ise, 5 üyenin katılımı ile toplanabileceği kabul edilerek, TTK.nun 330/1 nci maddesinde ön görülen yarıdan bir fazla ilkesinden ayrılmıştır.
Davacı taraf, ana sözleşmenin bu hükmünün TTK.nun 330 ncu maddesinin emredici hükmüne aykırı olduğunu ileri sürerek, batıl olması sebebiyle yönetim kurularının ancak yasada öngörülen yeter sayı ile toplanabileceğini ileri sürmekte, davacı taraf ise, anılan yasadaki aksine sözleşme yapılabileceği hükmünden istifade ile ana sözleşmesinin bu hükmünün geçerli olduğunu savunmaktadır.
Bu durum karşısında, TTK.nun 330/1 nci maddesi hükmünün emredilicilik vasfı ile yine bu maddede yer alan Esas mukavelede aksine hüküm olmadıkça ibaresinin bu nitelikteki hükümle nasıl bağdaştırılacağının irdelenip, yorumlanmasını gerekmektedir. Ne varki, bu inceleme ve yorum yapılırken bu madde sadece tek başına değil, anonim şirketlerde yönetim kurulu üye sayısını belirleyen ayın Yasanın 312 nci maddesi hükmü ile birlikte ele alınarak değerlendirilmesi zorunludur. Zira, bu kurulunun oluşumunu düzenleyen anılan maddenin ilk fıkrasında, yönetim kurulunun en az, 3 kişiden oluşacağı belirtilerek bu husus açık ve emredici bir şekilde hükme bağlanmış bulunmaktadır.Bu durumda her iki hükmün birlikte değerlendirilmesinde, TTK. 330/1 nci maddesindeki emredicilik vasfının 3 kişilik yönetim kurulu bakımından öngörüldüğünün kabulü gerekmektedir. Diğer bir değişle, anonim şirket ana sözleşmesinde yönetim kurulu üye sayısı asgari olan 3 kişi olarak belirlenmişse, bunun aksine ana sözleşme de yapılamayacağından, toplantı yeter sayısının da yarıdan bir fazlası kuralı uyarınca 3 olacağı kuşkusuzdur. Böyle değilde, dava konusu uyuşmazlıkta olduğu gibi ana sözleşme ile yönetim kurulu üye sayısı 5, 7 ve 9...kişi olarak belirlenerek TTK.nun 312 nci maddesinde belirlenen asgari sayının üzerine çıkıldığında, TTK.nun 330/1 nci maddesinde öngörülen aksinin ana sözleşme ile kararlaştırılabileceği hükmünden yararlanılarak, toplantı yeter sayısının yarıdan bir fazlası ilkesine aykırı olarak çoğunluk, yani yarıdan fazla ilkesinin benimsenebileceğinin ve bu benimsemenin emredici hükme aykırılık teşkil etmeyeceğinin kabulü şirketler uygulamasında şirketin çalışabilirliği bakımından menfaatler dengesine uygun düşeceği gibi, yine şirketler hukukundaki ana prensip olan çoğunluk kararı ile yönetilme ilkesine de ters düşmeyecektir. Zira, bir ana sözleşme ile değiştirilemeyecek olan emredici husus, şirketin çoğunlukla yönetilmesine ilişkin ana kuraldır. Davanın dayanağı olan ana sözleşmede ise bu emrediciliğe aykırı bir hüküm bulunmaktadır.
O halde, yukarıda açıklanan ilkelere uygun olarak kurulan mahkeme kararına yönelik yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun görülen mahkeme kararının ONANMASINA, 3.240.000.- lira temyiz ilam harcından peşin harcın mahsubu ile temyiz edenden alınmasına, 28.11.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy