(6762 S. K. m. 1299, 1332) (1086 S. K. m. 19, 196)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Pazarcık Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 16.11.2000 tarih ve 198/212-2000/600 sayılı kararınca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkete ferdi kaza sigortasını yaptırdığını, poliçe tanziminden sonra askerlik görevini yaptığı sırada kaza geçirerek her iki gözünde görme yeteneğini büyük ölçüde kaybettiğini ileri sürerek, poliçe teminatı 900.000.000 liranın %25 oranındaki teminat tutarı 225.000.000 liranın 20.3.1998 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davada yetkili mahkemenin, ikametgahları olan İstanbul Mahkemeleri olduğunu, ileri sürerek yetki itirazında bulunmuş, ayrıca davadan önce başvuru yapılmadığını savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacının askerlik görevini yaptığı sırada kaza geçirerek görme yetisini büyük ölçüde kaybettiği, bu tür rahatsızlık nedeniyle poliçe teminatının %25i oranının tazminat olarak ödenmesi gerektiği, gerekçesiyle davanın kabulüne 225.000.000 liranın 20.3.1998 tarihinden itibaren davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, ferdi kaza sigortası poliçesine dayanılarak açılmış bir sigorta bedelinin tahsili davasıdır. Davalı vekili, süresi içinde yetki itirazında bulunmuş, ancak bu itiraz hakkında mahkemece olumlu yada olumsuz bir karar verilmeden davanın esası hakkında hüküm kurulmuştur. HUMK. nun 196.maddesine göre, davada öncelikle ve esasa girilmeden ilk itirazların incelenerek sonuçlandırılması gerekmektedir. O halde, mahkemece, davalı tarafın yetki ilk itirazının HUMK. nun 19.maddesi de gözetilerek öncelikle çözümlenmesi gerekirken, bu konuda karar verilmeksizin doğrudan davanın esasına girilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Öte yandan, davacının istediği tazminat miktarına, riziko tarihi olarak kabul edilen doktor raporunun alındığı tarihten itibaren faize hükmedilmiş ise de, TTK. nun 1332/son maddesi gereğince sigorta teminatı, sigortacıya ihbar tarihinden itibaren 5 gün geçmesi ile muaccel olacağı hükmü gereğince, davalı sigorta şirketine anılan maddeye uygun olarak başvuru yapılıp yapılmadığı araştırılmaksızın, davadan önceki tarihten itibaren faize hükmedilmesi de doğru görülmediğinden, hükmün bu nedenle dahi bozulması gerekmiştir.
3-Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 ve 2 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, 3 nolu bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19.11.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy