(1086 S. K. m. 151)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Adana Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 28.02.2001 tarih ve 1999/702 - 2001/63 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 20.11.2001 günde davacı avukatı M. Mehmet Deprem ile davalı avukatı Ayla Doğan gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Harun Kara tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili ile davalı sırasında imzalanmış kredi sözleşmesi bulunduğunu, davacı adına çıkan kredilerin davacı hesabına aktarıldığını, ancak, davacıya ait hesaptan üç kalemde toplam (16.750.000.000) liranın yetkisiz ve ilgisiz kişiye ödeme yapıldığını, bu paranın bilahare icra tehdidi ile müvekkilinden tahsil edildiğini ileri sürerek, bu meblağın sözleşme faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının imzaladığı kredi sözleşmesi uyarınca krediler kullandırıldığını, tüm kredileri kullanırken Kurumsal Nakit Kredi Talep Formu imzalayıp talepte bulunduğunu, bilahare kredi borçlarının ihtirazi kayıtsız geri ödenmiş olup, davanın iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu savunarak reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere, bilirkişi raporuna nazaran, davacı hesabından yapılan ödeme belgelerindeki imzanın davacı şirketin yetkilisine ait olmadığı, her ne kadar 22.06.2000 tarihli celsede şirket yetkilisinin imzaları kabul etmiş ise de, bu beyanın sehven ve maddi hataya dayalı yanlış yazıldığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
1- Dava, banka hesabındaki paraların ilgisiz kişiye ödendiği iddiasına dayalı olarak istemine ilişkin olup, mahkemece isticvabına karar verilen davacı şirket temsilcisi Adnan Erzenci, 22.06.2000 tarihli celsede, kendisine gösterilen tüm belge asıllarındaki imzanın kendisine ait olduğunu kabul etmiş ve bu beyanını HUMK'nun 151. maddesince uygun şekilde tasdik etmiştir. Ancak, aynı celsede boş ikrara karşı davalı taraf bir beyanda bulunmamış, mahkemece de emsal imza örneklerinin araştırılması yönünde ara kararı oluşturulmuş, bilahare bilirkişi incelemesi yapılmış, Adli Tıp Kurumu'ndan imzaların davacı temsilcisine ait olmadığına dair düzenlenen rapor geldikten sonra ve son celsede davalı taraf, imzanın ikrarı yönündeki davacı temsilcisinin beyanını hatırlattığı halde, mahkemece yargılamaya davası ile dava sonuçlandırılmıştır.
Yukarıda da kısaca anlatılan olayın oluş ve akışı nazara alındığında mahkemece, evvel emirde, davacı temsilcisinin 22.06.2000 tarihli celsedeki beyanının duruşma zaptına maddi hata sonucu bu şekilde yazılıp yapılmadığının maddi mesele olarak ele alınması, davacı temsilcisi Adnan Erzenci'in tekrar çağrılarak ve dava konusu ödeme dekontları özellikle gösterilerek imzaların kendisine ait olup olmadığının sorulması ve netice itibariyle duruşma tutanağına geçen bu şekildeki beyanın maddi hataya dayalı olup olmadığının ön mesele olarak ayrıca tahkik ve tesbiti ile bir ara kararına bağlanarak yargılamaya devam olunması gerekirken, bu hususların asıl gerekçeli kararda tartışılması doğru usul hükümlerine aykırı olmuştur.
2- Yukarıda açıklanan bozma şekil ve sebebine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın davalı yararına bozulmasına, (2) nolu bentte yazılı nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, taktir olunan 100.000.000 lira duruşma vekillik ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22.11.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy