(1163 S. K. m. 27)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kadıköy Asliye 1.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 21.12.2000 tarih ve 1999/1077 - 2000/1112 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 20.11.2001 günde davacı avukatı A. B. Ç. ile davalı avukatı O. S. E. gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi H. U. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatiften iki adet daire satın alarak iki üyeliğe girdiğini, bu dairelerin müvekkiline teslim edildiğini, daha sonra yönetimin değiştiğini, yeni yönetimin önceleri aidat talep ettiğini, iki hisse için 250.000.000. TL aidat ödemek zorunda bırakıldıklarını, bundan sonra ise önce müvekkilinden 2.724.144.800. TL talep edildiğini, bu talepten sonra da müvekkilinin üyelikleri konusunda muaraza yaratıldığını ileri sürerek, müvekkilinin iki adet üyeliğinin tespitini, dairelerin adına tescilini ve kooperatife borçlu bulunmadığının saptanmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, eski yönetim kurulu başkanı H. K.'nın şahsi satış işleminin kooperatifi bağlamayacağını, davacının ortaklığa alınmasına dair kararın yetkisiz yönetim kurulu tarafından verildiğini, davacının ortaklığının dayanağının bulunmadığını ve yanlışlıkla tahsil edilen 280.000.000. TL. sının emanete alındığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan deliller ve yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucuna göre, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davacının davalı kooperatifte iki ayrı üyeliğinin bulunduğunun ve kooperatife 2.024.144.800. TL borçlu bulunmadığının tespitine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2) Dava üyeliğin ve ayrıca kooperatife borçlu olunmadığının tespiti istemlerine ilişkindir.
Davalı kooperatif, davacının üyeliğini kabul etmemekte ve bu nedenle kooperatifin davacıdan mali yükümlülük talebi bulunmadığını belirtmektedir. Bu durumda taraflar arasında henüz, üyelikten doğan mali yükümlülüklerin yerine getirilip getirilmediği konusunda çözümü gereken bir muarazanın varlığından söz edilemez. Bu nedenle menfi tespit isteminde bulunmanın zamanı gelmiş değildir. Bu davanın konusunu teşkil eden ortaklık sıfatının tespitinin kesinleşmesinden sonra davalı kooperatifçe çıkarılacak hesap sonucu davacıya bildirilecek borç miktarında uyuşmazlık çıktığı takdirde böyle bir davanın açılması gerekecektir. Mahkemece açıklanan husus gözetilerek davacının menfi tespit isteminin şimdilik reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, 100.000.000. TL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.11.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy