(818 S. K. m. 41) (1086 S. K. m. 455)
Dava: İSKİ Genel Müdürlüğü ile Ata Mimarlık Müşavirlik İnş. Turizm San. Ltd.Şti. arasındaki davadan dolayı Pendik Asliye 1.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 11.10.2000 gün ve 1999/651 - 2000/561 sayılı kararı bozan Daire'nin 09.04.2001 gün ve 2001/821 - 2001/2941 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından tavzih isteğinde bulunulmuş ve tavzih dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı şirket tarafından, müvekkiline ait su şebeke hattına hasar verildiğini ileri sürerek, 324.972.950. TL. nın olay tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı şirket temsilcisi, davalı şirketin Pendik'te iş almadığını ve anılan bölgede bir inşaatının bulunmadığını, hasar ile ilgileri bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen karar, Dairemizin 09.04.2001 tarih ve 2001/821-2941 sayılı kararı ile davalı yararına bozulmuştur.
Bu kez davacı vekili, tavzih isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili, davalı tarafından verilen zararın tazminini istemiş, mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar, Dairemizin 09.04.2001 tarihli kararında yazılı gerekçe ile davalı yararına bozulmuş, taraflar karar düzeltme isteminde bulunmamıştır. Mahkemece, bozma kararından sonraki ilk oturumda Dairemiz kararına uyup, uymama konusunda bir karar verilmemiş, Dairemiz kararının tavzihi konusunda davacı tarafa süre verilmiştir.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 455.maddesi hükmüne göre, hüküm müphem ve gayrivazıh olur veya mütenakız fıkraları ihtiva ederse icrasına kadar iki taraftan her biri bu belirsizliğin tavzihini ve tenakuzun ref'ini isteyebilir. Madde metninden de anlaşılacağı üzere, hükmün tavzihini davanın tarafları isteyebilir. Yargıtay kararlarına karşı da aynı usul geçerlidir. Yerel mahkemenin, bozma kararına karşı tavzih yoluna müracaat etmesi için davanın taraflarına süre verilmesi şeklinde HUMKda bir hüküm bulunmamaktadır. Mahkemece bu yönde bir ara kararı verilemeyeceği gibi, davacı tarafın da bu yöndeki ara kararını yerine getirmesi mümkün değildir. Esasen Dairemiz kararının tavzihini de gerektirir bir husus bulunmamaktadır. Açıklanan nedenler karşısında, davacı vekilinin tavzih dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tavzih istemli dilekçesinin REDDİNE, 01.10.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy