(818 S. K. m. 49) (1086 S. K. m. 388)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara 1.Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 25.04.2001 tarih ve 2001/283 - 2001/462 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacılar vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 04.12.2001 günde davacılar avukatı Tuncay Benhür ile davalı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Verda Çiçekli tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, müvekkillerinin davalının düzenlediği Güney Afrika turuna katıldıklarını, dönüşte İstanbul-Ankara uçak biletlerinden OK'li olmadıklarını öğrendiklerini, Kurban Bayramı'nın son günü olduğu için diğer uçaklarda da, yer bulamadıklarını, daha sonra araba kiralamak zorunda kaldıklarını 9.5 saatlik bir yolculuktan sonra Ankara'ya geldiklerini, organizasyon bozukluğu ve aldatılmanın söz konusu olduğunu, müvekkillerinin tatillerinin sonunun berbat geçmesi nedeniyle derin üzüntü duyduklarını ileri sürerek, araba kirası 200.000.000. TL maddi ile her bir müvekkil için 200.000.000. TL'şer manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davacılardan özür dileyip mağduriyetlerini gidermek için değişik tekliflerde bulunduğunu, onların hiçbiri kabul etmeyip dava açtıklarını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre, davacıların faturalı maddi tazminat istemlerinin kabul edildiği, ancak kişinin maddi ve manevi bütünlüğüne yönelen bir eylem olmadığı için manevi tazminat istemlerinin yerinde bulunmadığı gerekçesiyle, 149.350.000. TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline, fazla istemlerin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
1- HUMK. nun 388 nci maddesinin 1/1 nci bendinde, kararı veren mahkeme ile hakim veya hakimlerin ve tutanak katibinin ad ve soyadları ve sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa kararın hangi sıfatla verildiğinin yazılması gerektiği öngörülmüştür.
Yasa'nın bu amir hükmüne karşın temyize konu olan karar başlığında kararı veren hakim ve yazan katibin ad ve soyadları ve sicil numaralarının yer almadığı, dolayısıyla anılan Yasa hükmüne uygun yazılmayan kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Diğer yandan, dava manevi tazminatın tahsili istemine ilişkindir. BK.nun 49 ncu maddesinde şahsi menfaatleri haleldar olan kimsenin ihlal eden kişiden manevi zarar namı ile nakdi bir meblağı isteyebileceği öngörülmüştür. Kişilik hakları kişinin yaşaması, sağlığı, vücut ve ruh bütünlüğü ile toplum içindeki yerini koruyan haklar olduğu ve bunların fiziki, duygusal ve sosyal kişilik değerleri kapsadığı kuşkusuzdur.
Somut olay yönünden bakıldığında, davalı tarafın akitle taahhüt ettiği edimleri yerine getirmediği ve bu nedenle belirli bir saatte uçağa binip bir an önce evine döneceğini, iş ve yaşam programını buna göre düzenleyeceklerini tasarlayan davacıların bunları gerçekleştiremedikleri gibi, ayrıca çevrelerindeki kişilere karşı küçük düşürüldükleri ve bu durumda ticari itibarlarının dolayısıyla kişilik haklarının zedelendiğinin kabulü gerekir.
Yukarıda anlatılanlar karşısında, davacılar yararına uygun bir manevi tazminat takdir edilmek gerekirken, yazılı olduğu şekilde davanın reddi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) ve (2) nolu bentlerde yazılı nedenlerle kararın davacılar yararına BOZULMASINA, heyetçe takdir edilen 250.000.000. TL duruşma vekillik ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 04.12.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy